(3167 S. K. m. 2) (5411 S. K. m. 76)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.03.2009 tarih ve 2008/200 - 2009/131 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin marketçilik alanında faaliyet gösterdiğini, dava dışı M. K.'den aralarındaki cari hesaba göre 16.680,00 TL alacağı bulunduğunu ve M. K.'nin cari hesap borcuna mahsuben 9.350,00 TL lik çek verdiğini, çekin 06.11.2007 tarihinde muhatap bankanın Kurtköy şubesine ibraz edildiğini, ancak davacı banka tarafından çekin keşidecisinin sahte kimlik ve belgelerle çek hesabı açtırdığını ve bu nedenle herhangi bir işlem yapılamayacağı bildirilerek, çekin müvekkili şirkete iade edildiğini, bu şekilde davalı bankanın kendisine sunulan kimlik bilgileri ve diğer belgelerin gerçek olup olmadığını gereği gibi araştırmadan çek hesabı açarak 3167 sayılı kanunun 2. maddesi ve Bankacılık Kanununun 76. maddesinde yer alan görev ve yükümlülükleri yerine getirmediğini, basiretli bir tacir gibi hareket ederek gerekli dikkat ve özeni göstermediğini ileri sürerek, müvekkilinin uğramış olduğu 9.350,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çekin keşidecisi dava dışı S. T.'nın 20.03.2007 tarihinde müvekkili bankanın Beykoz şubesine müracaat ederek vadesiz mevduat hesabı açtırdığını, 26.03.2007 tarihinde de kendisine çek karnesinin teslim edildiğini, hesabın açılmasında kanunen gerekli tüm belgelerin istendiğini ve ibraz edildiğini, ibraz edilen tüm belgelerin banka tarafından kontrol edildiğini, nüfus cüzdanında herhangi bir tahrifat olmadığından sahte olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, 3167 sayılı kanunun 2. maddesi ile getirilen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, resmi kurumların vermiş olduğu belgelerin sahte olup olmadığının banka çalışanları tarafından tespiti mümkün olamayacağından gerek müvekkili bankaya gerekse banka çalışanlarına hiçbir şekilde kusur atfedilemeyeceğini, sahte kimlik belgesine dayalı olarak açılmış olan hesaba bağlı bir çekin ödenmesinin mümkün olmadığını ve davacı tarafın çeki doğrudan keşideci S. T.dan almadığını, arada cirantaların bulunması nedeniyle cirantalara icra veya dava yoluyla müracaat ederek tahsil edebileceğini ve bu şekilde zararının oluşmayacağını ileri sürerek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından çeki kendisine teslim eden cari hesap borçlusu M. K. aleyhine icra takibi başlatıldığı, ancak çekte kendisinden önceki üç ciranta ve keşideciye karşı başlatılmış herhangi bir icra takibi olmadığı gibi davada açılmadığı, davacının davalı bankadan talepte bulunabilmesi için çekte imzası olan sorumlular hakkında tüm hukuki yolları tüketmesi gerektiği, asıl borçluların aciz halinde olup olmadıklarının henüz belirlenmemesi nedeniyle, davacının zararının gerçekleşip gerçekleşmediğinin sabit olmadığı, davalı bankadan talep hakkı doğmadan davanın erken açılmış olduğu gerekçesiyle zamansız açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy