(818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 3.4.2009 tarih ve 2007/252-2009/195 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı M. Ç. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Murat Azaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı K... İletişim Reklam Matbaacılık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile müvekkili banka arasında diğer davalı A. Ç.'nun kefaletiyle düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete çek karnesi verildiğini, 48 adet çekin şirket tarafından davalı M. Ç. adına keşide edildiğini, bu kişi tarafından da bankaya başvurularak karşılıksız kaşesi vurulan çeklerin beheri için 410,00 TL'den 19.680,00 TL'nin haksız tahsil edildiğini, çek bedellerinin ödenmesi için davalı şirkete ihtarname keşide edilmesine ve icra takibi başlatılmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalıların kötüniyetli olarak birlikte hareket ederek bankayı zarara uğrattıklarını ileri sürerek, 19.680,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı A. Ç. vekili, bankanın muhatabının şirket olduğunu, müvekkiline karşı dava açılamayacağını, iflasın eşiğine geldiklerini ve M. Ç.'ya olan borcun ödenememesi üzerine çeklerin verildiğini, hile ya da muvazaanın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, çeklerin keşide edilmesinde hile ve muvazaanın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı M. Ç. vekili, müvekkilinin davacı banka ile diğer davalılar arasındaki sözleşmenin feshini ve ayrıca çeklerin kötü niyetli keşide edildiği iddialarını bilmesinin mümkün bulunmadığını, müvekkilinin çekleri kötü niyetli olarak almadığını, davalılar ile arasında akrabalık ilişkisi olmasının borç ilişkisi olmayacağı anlamına gelmediğini, davanın davacı ile diğer davalılar arasında olabileceğini, bankanın çek bedellerini daha önce depo ettirmemekle kusurlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı banka ile davalı şirket arasında tanzim edilmiş genel kredi sözleşmesine istinaden şirket adına çek karnesini verildiği ve davalı A. Ç.'nun şirketin yetkili temsilcisi ve genel kredi sözleşmesinin kefili olduğu, davalı şirket yöneticisi tarafından muvazaalı olarak diğer davalı M. Ç.'ya şirket borçlandırılmak suretiyle toplam 48 adet çek keşide edildiği, çeklerin dayanağına ilişkin ticari alış verişin davalılar tarafından belgelendirilmediği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmediği, davalı şirketin soyut ve dayanaksız olarak kendisini borçlandırmak sureti ile hayatın olağan akışına aykırı olacak şekilde çekleri davalı M. Ç.'ya verdiği, davalı M. Ç.'nun çek yasasından kaynaklı davacı bankanın sorumluluğu limitince ibraz tarihi itibarı ile karşılıksız çıkan her bir çek yaprağı yönünden 410,00 TL'den toplam 19.680,00 TL'yi tahsil ettiği, davalılar arasında haksız, muvazaalı, borç kaynağı anlaşılmayan soyut borç ilişkisi doğurmak sureti ile kurulan çek keşide etme ilişkisinde davalıların eylemlerinin davacı bankayı zarara uğratma amacı taşıdığı gerekçesiyle 19.680,00 TL'nin tahsil tarihlerinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı M. Ç. vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı K... İletişim Ltd. Şti. yetkilisi diğer davalı A. Ç. tarafından düzenlenerek davalı M. Ç.'ya verilen çeklerin muvazaalı olarak verildiği, aynı borç için birden fazla çek kabul edildiği ve bu durumun iyiniyet kurallarına aykırı olduğu iddiasıyla davacı tarafından ödenen asgari tutarların istirdadı istemine ilişkindir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davalı M. Ç. ile davalı A. Ç. arasında daha önceye dayalı alacak-borç ilişkilerinin bulunduğu, nitekim dosya içinde bulunan icra takip dosyasına göre davalı M. Ç. tarafından davalı A. Ç. aleyhine çeklerin keşide tarihlerinden önce bonoya dayalı icra takibi ve haciz işlemi yapıldığı, satış aşamasında davalı A. Ç. tarafından borcun kısmen ödendiği anlaşılmıştır. Davalı M. Ç.'nun diğer davalılardan aldığı çekleri kanunun verdiği hak ve yetkiye dayanarak hamil sıfatıyla bankaya ibrazı ve karşılığı olmadığı için davacı bankanın yine yasa gereği ödemekle yükümlü olduğu asgari tutarı almasının kötüniyet olarak kabul edilemeyeceği, davacının muvazaa iddiasını ispat edemediği halde, mahkemece davalıların işlemlerinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davalı M. Ç. hakkında davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı M. Ç. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı M. Ç. yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 21.3.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy