(556 S. KHK. m. 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.05.2009 tarih ve 2008/293-2009/134 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı TPE vekili ve davalı D. K. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.07.2011 gününde davacı avukatı ile davalılardan D. K. vekili geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı TPE vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Bilir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ve tanınmışlık vasfını taşıyan, TPE tarafından tanınmış marka olduğu tespit ve tescil olunan DİDO ibareli 30. sınıf ürünleri içeren 24.10.1985, DİDO ibareli 29, 30 ve 31. sınıf ürünleri içeren 13.09.2000, ÜLKER DİDO ibareli 29, 30 ve 32. sınıf ürünleri içeren 05.04.2005, ÜLKER DİDO+ŞEKİL ibareli 30. sınıf ürünleri içeren 14.09.1983, DİDO ÜLKER ibareli 30. sınıf ürünleri içeren 07.10.1981 ve ÜLKER DİDO ibareli 30. sınıf ürünleri içeren 25.04.1996 tarihli tescilli markalarına sahip olduğunu, davalının müvekkilinin markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayabilecek 43. sınıfta bulunan hizmetleri içeren DİDO BİSTRO ibareli marka başvurusu yaptığını, müvekkili tarafından yapılan itirazın TPE YİDK'nun 2008/M-4274 sayılı kararı ile müvekkilinin markaları ile davalı başvurusunun konusu olan işaretin iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer bulunmadığı, davalı başvurusunda kalan ürünler ile davacı markalarının kapsamındaki ürünlerin farklı olduğu, davacının DİDO ibareli markasının çikolata emtiaları için tanınmışlığının olmasına rağmen davalı başvurusunda kalan hizmetlerin bu ürünlerle farklı faaliyet alanlarında bulunduğu, hedef kitlelerinin de farklı olması sebebiyle başvurunun tescilinin davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlamayacağı gibi onun itibar ve ayırt edici karakterini zedeleme ihtimalinin de mümkün bulunmadığı gerekçesiyle ret edildiğini, oysa davalı başvurusunun tescilinin müvekkilinin tanınmışlık vasfı kazanmış DİDO ibareli markalarına iltibas yaratacağı ve tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, ayırt edici karakteri ile itibarına zarar verebileceğini ileri sürerek TPE YİDK kararının iptaline ve davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Davalı D.K. vekili, davacının markalarının kapsamındaki ürünlerle müvekkili başvurusunun kapsamında yer alan hizmetlerin birbiriyle ilişkilendirilmelerinin mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının DİDO ibareli 30. sınıf ürünleri içeren 24.10.1985/88636, DİDO ibareli 29, 30 ve 31. sınıf ürünleri içeren 13.09.2000/19314, ÜLKER DİDO ibareli 29, 30 ve 32. sınıf ürünleri içeren 05.04.2005/12230, ÜLKER DİDO+ŞEKİL ibareli 30. sınıf ürünleri içeren 14.09.1983/78499, DİDO ÜLKER ibareli 30. sınıf ürünleri içeren 07.10.1981/129465 ve ÜLKER DİDO ibareli 30. sınıf ürünleri içeren 25.04.1996/176592 sayılar ile tescilli markaların sahibi olduğu, DİDO ibareli 30. sınıf ürünleri içeren 24.10.1985/88636 markasının TPE tarafından tanınmış marka kabul edilip tescil ve ilan olunduğu gibi davacının DİDO ibareli markalarının tanınmış marka olduğuna ilişkin Yüksek Yargıtay incelemesinden geçmiş bir kısım mahkeme kararlarının bulunduğu, DİDO sözcüğünün sunulan ürünlerin vasıflarına uzak, soyut ve somut manada ayırt ediciliği yüksek, fantezi bir ibare olduğu, davalı başvurusunun konusu olan işaretin ise mücerret DİDO BİSTRO sözcüğünden oluştuğu, DİDO sözcüğünün asıl ve ayırt edici unsur olduğu, zira BİSTRO ibaresinin zaten yiyecek ve içecek sağlanan kafe, bar ve küçük lokanta gibi yer anlamını taşıdığı ve sektörde sık kullanılan hiç kimseye bağlanması olanağı bulunmayan bir kelime olduğu, bu sebeple ortalama alıcıların DİDO BİSTRO tanıtıcı ismini kullanan davalı işletmenin, daha önce DİDO tanıtıcı işareti ile mal ve hizmet sunan işletmenin yeni bir markası olduğu, yani her iki ürünün ve hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı biçiminde bir yanılgıya düşebileceği, özellikle her iki işaret ve markada tescil ve biçimsel ile görsel benzerliği tesis eden kelimelerin benzer olması sebebiyle işaret ve markayı farklı zamanlarda gören ortalama yararlanıcı ve alıcıların işaret ile markayı her zaman birbirinden ayırt etmesinin olanaksız bulunduğu, davacının DİDO ibareli markasının, çikolata ve benzeri ürünlerle ilgili edinmiş olduğu tanınmışlık sebebiyle; davacının markasıyla aynı olan DİDO işaretinin hayvan bakım evleri hizmetleri ile ilgili olarak kullanıldığını gören ve davacı markasını taşıyan çikolata ve benzeri ürünlerden yararlanan insanların kafasında olumsuz ve hoş olmayan çağrışımların doğabileceği; bunun da davacı markasının kıymetini yahut marka değerini olumsuz yönde etkileyeceği; bu meyanda davacıya ait markanın, davalı tarafından bir çok mal ve hizmetlerde kullanılmaya başlanması halinde mal ve hizmetten yararlanacak olan tüketici, bildiği güvendiği markayla hizmet sunan/üreten işletmenin, farklı alanlarda da üretim ve pazarlama yaptığı yahut hizmet sunmaya başladığını düşünmeye başlayacağı, bu şekilde davacının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, itibar ve reklam gücüne zarar vereceği gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK.nun 2008/M-4274 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescil olunan 02.11.2006 gün ve 2006/52456 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili ve davalı D.K. vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekili ve davalı D.K. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı TPE vekili ve davalı D.K. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80'er TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 20.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy