(6762 S. K. m. 1292)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 10.03.2009 tarih ve 2008/296-2009/76 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin konteyner taşımacılığı yaptığını, bu taşımaların davalı tarafından Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Poliçesiyle teminat altına aldığını, müvekkilinin 21.12.2003 tarihli konşimento tahtında yaptığı taşıma sonunda, alıcıdan banka cirolu orijinal konşimentoyu almaksızın teslimat yapması nedeniyle ve ilama dayalı olarak başlatılan icra takibi sonunda 08.01.2008 tarihinde 135.270,00 TL ödendiğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taşımanın 18.12.2003 tarihinde tamamlandığı, deniz taşımacılığından doğan alacak davalarının 1 yıllık, sigorta hukukundan doğan alacak davalarının ise 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının yaptığı taşıma sonunda alıcıdan banka cirolu konşimentoyu almaksızın teslimat yapması nedeniyle gönderene ödediği tazminatın, davalıyla yaptığı Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Sözleşmesine istinaden davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Yapılan yargılama sonucunda yukarıdaki gerekçelerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TTK'nun ihbar mükellefiyetine ilişkin 1292 nci maddesi sigorta ettiren kimse sigortanın taallük ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur. Bu müddet, üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıya sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet sigortalarında sigortalının tebligat üzerine davayı öğrendiği, sigortalının üçüncü kişiye vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesine ait mesuliyet sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini sigortalının öğrendiği veya dava olmaksızın yahut dava neticesi beklenmeksizin üçüncü şahsa sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu tarihten başlar hükmünü havi olup, bu hüküm tartışılıp zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi gözetilmeksizin davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, bu davanın davacısı Arfor Taşıma Hizmetleri A.Ş. olup, dosya içerisindeki Taşıyıcı Sorumluluk Sigorta Sözleşmesinin sigortalısı da davacı Arfor Taşıma Hizmetleri A.Ş.'dir. Mahkemece bu husus nazara alınmaksızın davacının tanzim olunan poliçenin tarafı olmadığı gerekçesine de yer vermiş olması doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy