(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 10.6.2009 tarih ve 2009/176-2009/331 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erol Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı ve dava dışı kişiler ile birlikte dava dışı üç adet anonim şirkete ortak olduğunu, tarafların da sahip oldukları üç şirketin sermayesinin tamamını teşkil ve temsil eden hisselerin dava dışı şahsa devri yönünde Hisse Devir ve Taahhüdü ile ilgili Anlaşma adı altında yazılı bir belge düzenlendiğini, üç şirketin yönetim kurulu başkanı ve en büyük hisse sahibi olan davalının, hisse devir işleminde hisseleri devralan şahısların, davacıların hisse bedellerinin davalıya ödenmesi ve davalı tarafından da her hissedara hisseleri oranında ödenmesini üstlendiğini, devredilen hisseler karşılığı 2.019.000 USD'nı müvekkiline ödeyen davalının bakiye 247.794,896 USD.nı ödemediğini, işlemiş faizle birlikte alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu alacağın bir tazminat mı yoksa doğrudan müvekkilinin ödemesi gereken bir borç mu olduğunun açıklanması gerektiğini, müvekkilinin davacıların hisse bedellerinin tahsilini kapsayacak vekalet yada başka bir ad altında davacılarla bir ilişkinin bulunmadığını, davacılar iddiasının doğru olmayıp eksik ödemenin söz konusu olmadığını, noksan ödendiği iddia edilen 247.794 USD.nın diğer büyük hissedar H. P.'de olması gerektiğini bilen davacıların bu parayı H. P.'den talep etmesi gerektiğini, Hisse Devir Taahhüdü ile ilgili Anlaşma gereğince müvekkili adına tanzim ettirilerek teslim almak zorunda kaldığı, beheri 500.000 USD bedelli, 16 adet bonoyu teslim aldıktan hemen sonra üçe bölüp 2.500.000 USD'lık bölümünü davacı R. A.'ya ciro ettiğini, alacağının 233.206 USD fazlası olan bedel ile bonoları alan davacı R.'ın bonoları tahsil ettikten sonra, (kendi beyanına göre) 2.019.000 USD.nı kendi hissesi olarak tutup, bakiye 381.000 USD.nı diğer ortaklara ödeyen davacı R.'ın, (davacılara ödendiği iddia edilen eksik ödemeden) sorumlu olacağını, hisseleri devralanlardan bonoları teslim alan müvekkilinin, payları oranlarında bonoları ciro ve diğer ortaklara teslim ile sorumluluğunun sona erdiğini, davacı iddialarına göre davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacıların da ortak olduğu şirket hisselerinin devredilmesi sebebiyle alınan bedeli ortaklara ödemeyi üstlendiği, bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edilmesi sebebiyle davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce bozulduğu, bozma sonrasında davacı vekilinin birikmiş faiz talebinden vazgeçtiği, bu sebeple yeniden hesaplama yapılmasına gerek olmadığı, davacı H.'in alacağının tamamen ödendiğinin bilirkişi raporunda belirtildiği, her ne kadar davalı bu davacı yönünden inkar tazminatına karar verilmesine talep etmiş ise de, davacı H.'in kötü niyetli olmadığı ve alacağının olmadığının bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, İ.İ.K.nun 67/2. maddesindeki şartların oluşmadığı gerekçesiyle davacı H. A. tarafından açılan davanın reddine, davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı R. A. tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün 2003/8509 Sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 247.081,89 USD ve bu miktara takip tarihinden itibaren işleyecek faizi üzerinden devamına, fazla talebin reddine, davacı R. A.'nun inkar tazminatına yönelik verilen önceki kararın kesinleşmiş olması sebebiyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı H. A., daha önce tahsil ettiği parayı ikinci kez tahsil etmek için icra takibine giriştiğine göre, takibinde kötüniyetli olduğunun kabulüyle İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca davacı H. aleyhine kötüniyet tazminatına hükmetmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy