(556 S. KHK m. 8, 9, 14, 42, 61) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.7.2009 tarih ve 2007/460-2009/411 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Murat Azaklı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 2004 yılında Y. markasını 29, 30 ve 43. sınıflarda tescil ettirdiğini, bu markanın tanınmış marka olduğunu, müvekkiline ait iki şube bulunduğunu, bunlardan birini şirketlerinde işçi olarak çalışan Y. A.'na sattıklarını, yapılan sözleşmeye göre, Y. A.'nun Y. KÜNEFE, DONDURMA, PASTA VE CAFE gibi ünvanları kullanamayacağının taahhüt edildiğini, davalıya ait işyerinin G. A. adına işletildiğini ve abisi Y. A. ile birlikte çalıştıklarını, davalının 2005 yılında Antakyalı GYK G. Yıldızoğlu şekil markasını 30. sınıfta tescil ettirdiğini, davalının Yıldızoğlu ibaresini ön plana çıkararak markasını kullandığını, bu şekilde müvekkiline ait markanın tanınmışlığı ve itibarından faydalandığını, halk nezdinde karışıklık ve iltibas yarattığını, müvekkiline ait marka ile aynı sınıfta tescil edildiğini, müvekkiline ait markaya da tecavüz ettiğini ileri sürerek, davalı markasındaki Y. ibaresi sebebiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve hükümün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait marka ile davacıya ait markanın birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin annesinin soyadının Y. olduğunu, markayı kutu ve ambalajlarda ANTAKYALI GYK-GÜNER Y. KÜNEFE şeklinde kullandığını, müvekkilinin yıllardır bu işle uğraştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının tescilli markasını orta düzeydeki tüketiciler nezdinde davacı markası ile aynı olduğu izlenimi yaratacak şekilde kullandığı, her iki marka arasında iltibas bulunduğu ve karıştırma ihtimalinin haksız rekabet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, Y. A.u'nun Y. ibaresini kullanmayacağına ilişkin taahhütname imzalamasının ve akabinde işyerini kardeşine devrederek taahhüdü ihlal etmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, markaların tescilli olması dikkate alındığında davalı markasının her ne kadar davacı markası ile iltibasa yol açabilecek şekilde ortak ibareyi ön plana çıkararak kullanılmasına rağmen bu kullanımın markanın hükümsüzlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, Y. ibaresi üzerinde öncelikli kullanım, tescilli ticaret unvanı ve marka hakkına dayalı olarak 556 Sayılı K.H.K.nin 8/1- (b), 8/3, 8/5 ve 42. maddeleri ve yine kötüniyetli tescilin varlığından dolayı MK'nun 2. maddesi uyarınca davalıya ait 2005/49249 Sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda davalı tescilinin iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturduğu, 556 Sayılı K.H.K.nin 8/3 ve 8/5. maddeleri uyarınca Y. ibaresi üzerinde davacının öncelik ve üstün sınai hak sahibi olduğu ve davalı markasının tescil edildiği 30. sınıf malların ortalama alıcıları nezdinde davacı markasıyla iltibasa yol açabilecek nitelikte olduğu mütalaa edilmiştir. Gerçekten de, davacı adına daha önceki tarihte tescilli 2004/38701 Sayılı markanın tek ve esaslı unsuru Y. ibaresi olduğu gibi, davacının bu ibare üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğu dosyaya sunulan delillerden anlaşılmaktadır. Davalı G. A. adına tescilli davaya konu 2005/49249 Sayılı marka ANTAKYALI GYK GÜNER Y. kelimelerinden oluşmakta olup, markanın esaslı unsurlarından biri de Y. ibaresidir. Davalı G. A.'nun Y. ibaresi üzerinde korunması gereken herhangi bir üstün hakkı ise bulunmamaktadır.
Her ne kadar, davalı markasının tescil olduğu biçimden farklı olarak Y. ibaresi öne çıkartılmak suretiyle davacı markasına tecavüz oluşturacak şekilde kullanılması 556 Sayılı K.H.K.nin 9, 14 ve 61. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz davasının konusunu oluşturup, işbu davada hükümsüzlük nedeni olarak değerlendirilemez ise de Y. ibaresi davalı markasının da esaslı unsurlarından olduğundan, bu husus 556 Sayılı K.H.K.nin 8,42 ve MK'nun 2. maddesi hükümleri uyarınca hükümsüzlük talebi bakımından da değerlendirilmesi gerekir. Mahkemece bu husus nazara alınmadan davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz ilam harcının istemi halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy