(6762 S. K. m. 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.04.2009 tarih ve 2007/475-2009/221 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1984 yılından bu yana dental sektöründe hizmet vermekte olduğunu, Türkiye'de sayısı çok az olan TSE belgesine sahip bir şirket olup VATECH CORP şirketinin ağız içi kamerasının dental sektöründeki satışını üstlendiğini, davalının 20.01.2004 tarihinde diş hekimlerinin grup mail yazışma adresine gönderdiği yazıda müvekkili tarafından satışı yapılan kameranın satın alınmaması yönünde telkin ve tavsiyelerde bulunarak müvekkilini tüm diş hekimleri nezdinde küçük düşürmeye çalıştığını, müvekkilinin ticari itibarının sarsıldığını ve müşterilerinin azaldığını, davalının bu eyleminin haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespiti ile yanlış beyanların e-posta adresinde yayınlanmak suretiyle düzeltilmesine, 1.000 TL maddi ve 3.000 TL manevi tazminatın en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tacir olmadığını, TTK'nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin tacirler arasında uygulanabileceğini, müvekkilinin davacı ile rekabete girebileceği bir iştigal sahasının bulunmadığını, müvekkilinin 2004 yılında davacı tarafından pazarlanan kamerayı alıp kamera ve işletim sistemin sorun çıkarması üzerine iade etmek zorunda kaldığını, bir diş hekiminden ve klinikten de aynı yönde şikayetlere dair bilgi aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının diş hekimi olup sadece meslektaşlarının üye olduğu özel bir sitede görüş bildirdiği, bu görüşü bir meslektaşının aradığı özellikleri de belirterek kamera konusunda bilgi ve yardım istemesi üzerine dile getirdiği, internet kullanımının yasal sınırlar içinde özgürce kullanımının en az davacının ticari itibarı kadar önemli sayılmasının gerektiği, bilirkişilerin de davaya konu olan cihazın kurulumu sırasında sorun yaşadıkları ve ek bir donanıma ihtiyaç olduğunun anlaşıldığı ancak bu konuda kullanıcılar için bir bilginin sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı tarafından internet ortamında yazıların haksız rekabet oluşturduğunun tespiti, davalının yazılı beyanlarının düzeltilmesi ve maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Başkalarını ya da onların mal, hizmet ve faaliyetlerini yanıltıcı ve yanlış beyanlarla gereksiz yere kötülemek TTK'nun 57/1 maddesi gereğince haksız rekabet hallerindendir. Somut olayda, davalı gerekmediği halde: davacının ürününü ve kendisini kötüleyici beyanlar içeren ifadeleri, konu ile ilgili olan kişilerin ulaşabileceği ortamda kullandığına ve davacı firmaya isnat ettiği iddiayı göre, davalının eyleminin değinilen madde anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü ile davaya devam olunarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle red hükmü kurulması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy