(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 87) (1086 S. K. m. 203)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.04.2009 tarih ve 2007/496-2009/14 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı-k.davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin ...... logosu ile taşıma işi yaptığını, davalıyla aralarında 30.01.2006 tarihli taşıma sözleşmesi bulunduğunu, taşımadan kaynaklı alacak olan 17.883,19.-TL'nin tahsili için başlattıkları icra takibine itiraz edildiğini, itirazın akabinde 328,34.-TL haricen ödeme yapıldığını, kalan kısmın ödenmediğini ileri sürerek, 17.554,85.-TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşılık davanın süresinde açılmadığını, davalıya eksik mal teslimi yapılmadığı gibi, eksik teslimat hususunun usulüne uygun olarak tespit edilmediğini savunarak karşılık davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davacı ile aralarında taşıma ilişkisi olduğunu, ancak davacının eksik ve hasarlı mal teslim ettiğini, teslim sırasında bunun tespit edilip tutanak tutulduğunu, takas mahsup taleplerinin de kabul edilmediğini, müvekkilinin bu nedenle davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek, asıl davanın reddine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000.-TL alacağın avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında taşıma ilişkisi mevcut olup, taşınan mallarda eksiklik ve taşıma ücreti konusunda uyuşmazlık çıktığı için ticari ilişkiye bir süre ara verildiği, sonrasında yeniden ticari ilişki başladığı ve davalının bir kısım taşıma ücretini çekle ödediği, davalının bir kısım malların eksik olduğunu belirttiği ancak bu eksikliklerin hangi taşımalara ilişkin olduğunu kanıtlayamadığı, karşılıklı ihtarname keşidesinden sonra taşıma ücreti ödemesi nedeniyle takip ve dava konusu taşıma ücretinin ihtilaflı taşımalara ilişkin olmadığı, sonraki dönemlere ait taşıma ücreti olduğu, dolayısıyla davalının itirazının haksız olduğu, davalı-karşı davacının dava dilekçesini duruşma gününden 10 gün öncesine kadar vermesi gerekirken cevap ve karşılık dava dilekçesini bu süreden sonra verdiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 17.883,19.-TL üzerinden itirazın iptaline takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının tahsiline, karşılık dava süresinde açılmadığı için reddine verilmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı-karşı davacının aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, taşımadan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece karşılık davanın cevap süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle karşılık davanın reddine karar verilmişse de, yerleşmiş uygulamalara, menfaatler dengesine ve usul ekonomisine göre (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, 4. Cilt, s. 3939 vd.), karşılık davanın cevap süresi içinde açılmaması davanın reddi sonucunu doğurmaz. Mahkemece bu durumda karşılık davanın asıl dava dosyasından tefriki ile ayrı esasa kaydına karar verilerek, yargılamaya o dava dosyası üzerinden devam edilmesi gerekirken belirtilen gerekçe ile karşılık davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, her ne kadar taraflar arasında sürekli bir taşıma ilişkisinin mevcut olduğu anlaşılmakta ise de, TTK. 87 vd. maddeleri anlamında geçerli bir cari hesap sözleşmesi olmadığı açıktır. Bu durumda mahkemece davacıdan takibe konu navlun bedelinin hangi taşımadan kaynaklandığı, bu taşımaların tam ve eksiksiz olarak ifa edilip edilmediği ve buna göre ne kadar miktar navlun bedeline hak kazandığı üzerinde durularak, gerektiğinde bu yönde davacı isticvap edilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
4- Kabule göre de, davacı taraf icra takibi yaptığı 17.883,19.-TL.'nin 328,34.-TL'nin ödendiğini bildirerek 17.554,85.-TL üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ettiği halde, mahkemece HUMK.'nun 74. maddesine aykırı olarak ve talep edilen miktar aşılarak 17.883,19.-TL üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy