(1086 S. K. m. 275, 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.7.2008 tarih ve 2007/232-2008/531 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.9.2011 gününde davacı avukatı İ. D.'le davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava ve ıslah dilekçesiyle davalıya İnşaat Allrisk poliçesiyle sigortalı müvekkili şirketin okul ve lojman inşaatının yapımı sırasında aşırı yağış ve sel felaketi sonucu oluşan hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 113.889,63-YTL'nin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu olayda hasarın Harran ilçesinde meydana geldiğini, müvekkili Bölge Müdürlüğünün ise Adana'da bulunduğunu, bu sebeple yetkili mahkemenin Adana Mahkemeleri olduğunu, hasarın muafiyet altında kaldığını savunarak, davanın yetki ve esas yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının yetki itirazının sözleşmenin yapıldığı yerin Şanlıurfa olması ve şirketin şubesinin Şanlıurfa'da bulunması sebebiyle yerinde görülmediği, davacının sel felaketi tarihi itibariyle zararının KDV dahil 113.349,08 YTL olarak değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, inşaat allrisk poliçesine dayalı tazminat istemine dair olup, taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, tazminatın ne miktar olduğu hususuna ilişkindir. Mahkemece, poliçe genel, özel şartlarını bu bağlamda poliçedeki muafiyet klozunu hiç değerlendirmeyen inşaat mühendisleriyle mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu tarafından belirlenen tazminat miktarı esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, sovtaj dahil olmak üzere anılan tüm hususlara dair olarak davalı vekilince hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporuna karşı sonuca etkili, ciddi ve esaslı itiraz noktaları içeren 16.6.2008 tarihli dilekçeyle itiraz edilmiş olmasına rağmen mahkemece bu dilekçe üzerinde de hiç durulmamış ve itiraz noktaları da değerlendirilmemiştir.
O halde, mahkemece, içinde sigorta konusunda uzmanın da bulunduğu başka bir bilirkişi kurulundan, davalı vekilinin itirazı üzerinde yeterince duran ve denetime elverişli yeni bir rapor alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönlerden çekişme konusunda uzmanlığı olmayan bilirkişi kurulundan alınan raporda yazılı miktara dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3- Öte yandan, mahkemece hükmün infazında kuşkuya yol açacak şekilde hükmedilen tazminat miktarına uygulanacak faizin türünün hükümde açıkça belli edilmemesi de kabul şekli bakımından da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy