(818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.5.2009 tarih ve 2007/490-2009/361 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak TMSF vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.9.2011 gününde davacı avukatıyla davalılardan E. Z. vekili geldi, diğer davalılar vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı şirket denetim kurulu üyeleri vekili, davacı şirketi 2002, 2003, 2004, 2005, 2006 yılları ve 1.1.2007-30.4.2007 tarihlerinde sevk ve idare eden yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların somut eylemleriyle şirketi zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, kasadaki paranın bulunamayışı sebebiyle muhasebe kaydını tutan ve kasa görevlisi olanların zarardan sorumlu olduğunu, aynı zamanda şirkete karşı özen ve sadakat borcu olan yönetici ve deneticilerinin de sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya dair dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-YTL'lik zararın, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası tarafından ilan edilen avans faiz oranıyla birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle de 125.000-USD ve 85.000,00-YTL, ortaklık zararının tahsilini istemiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur.
Davalı H. M., davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, Fon tarafından davacı şirkete 13.2.2004 tarihinde yönetim ve denetimine el konulduğu, şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevlerinden alındığı, yerlerine Fon tarafından yeni yönetici ve denetçilerin atandığı, şirkete zabıta aracılığıyla girilebildiği ve şirkete el konulması aşamasında herhangi bir kasa sayımının yapılmadığı, kasada ne miktar para bulunduğu veya bulunmadığının belli olmadığı, paranın ne zaman kaybolduğu, kasaya girip girmediği veya çıkartıldığı, ara dönemlerin ne şekilde denetim altına alındığının davacı tarafça ispatlanamadığı, kasa sayımı yapılmadan şirkete el konulması sebebiyle davalıların ne şekilde sorumlu tutulabileceklerinin belirlenemediği, yönetim kurulu üyelerinin ve denetçilerin şirketin uğradığı zararlardan illiyet bağının ve kusurlarının varlığı halinde görevlerini yerine getirir iken kanuna veya esas sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle sorumlu tutulmaları kanunen mümkün ise de; somut olayda davalıların sorumluluklarının tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, TMSF vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış sorumluluk davası olup, ceza hukukuyla medeni hukuk arasındaki münasebeti düzenleyen B.K.'nun 53. maddesi uyarınca, ceza mahkemesinin kusurun takdiri ve zarar miktarının tayinine yönelik kararı hukuk hakimini bağlayıcı olmadığı gibi, hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinde ikame edilen delillerle de bağlı değildir. Ancak, hukuk hakimi, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.
Somut olayda dosya içeriğinden anlaşılacağı gibi, davacı tarafından davaya konu eylemden dolayı sorumlular hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş olup, işbu davadaki bir kısım davalılarında aralarında bulunduğu şahıslar hakkında Küçükçekmece Asliye 1. Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Mahkemece, anılan ceza dosyasının akıbeti araştırılıp sonucu beklenilmeden, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle, mahkemece, davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için davalılar hakkındaki ceza kovuşturmasının akıbeti araştırılıp beklenilmek ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş olup, kararın öncelikle bu yönden bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, davacı şirketin davaya konu edilen kasa açığı iddiasıyla ilgili olarak dosya arasında bulunan kasa sayım tutanakları ile bu tutanaklarda imzaları olan davacı çalışanlarının dosyaya yansımış yazılı beyanlarının mahkemece birlikte denetlenebilir bir şekilde değerlendirilip tartışılmaması da keza doğru görülmemiştir.
4- Bozma sebep ve şekline göre TMSF vekilinin vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan sebeplerle vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 20.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy