(6762 S. K. m. 321)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.2.2009 tarih ve 2006/402-2009/57 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.9.2011 gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 29.7.2003 tarih ve 07 Sayılı kararıyla şirket ortaklarından N. Y. şirket ortağı olmayan A. B.'ı şirket müdürü olarak atadığını, şirketi münferid imzalarıyla temsil ve ilzam etmelerine karar verildiğini, şirket ortağı ve şirket müdürü N. Y.'ın 8.8.2006 tarihinde şirket ortağı olmayan şirket müdürü davalı A. B.'ı azlettiğini, Alanya, Yeşilöz 103 ada 1 ve 2 parselde kayıtlı taşınmazların inşaat işi ile uğraşan davacı şirkete ait olduğunu, söz konusu taşınmazlar üzerinde yapılan dairelerin bir kısmının haricen satıldığını, bu satışlar devam ederken 9.8.2006 tarihinde davalı A. B.'ın, davacı şirket adına kayıtlı olan Alanya Yeşilöz 103 ada 1 numaralı parsel sayılı taşınmazı 4.000 YTL, 103 ada 2 parsel sayılı taşınmazı ise 26.000 YTL bedelle şirket ortaklarının bilgisi ve rızası dışında gerçek bedelinin çok altında bir bedelle davalı A. S.'na tapuda satış yaparak devrettiğini, davalı A.'in davaya konu taşınmazların ifrazını yapan, davacı şirketin faaliyetlerini ve ticari ilişkilerini iyi bilen satılan taşınmazları almaya mali gücü de bulunmayan kötüniyetli bir kişi olduğunu, muvazaalı satışın davacı şirkete zarar vermeyi amaçladığını, kaldı ki limited ortaklık müdürünün temsil yetkisinin kapsam ve sınırlandırmasında T.T.K.nun 321. maddesinde öngörülen kuralların aynen geçerli bulunduğunu, davaya konu satışa dair olarak şirketin, şirket ortaklarının satışın yapılması konusunda her hangi bir kararının mevcut olmadığını ileri sürerek, muvazaalı ve yetkisiz olarak yapılan satışın iptali ve taşınmazların tapusunun davacı şirket adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A. S. vekili, müvekkilinin taşınmazları davacı şirket temsilcisi A. B.'ın temsil yetkisine dayanarak satın aldığını, şirket ortaklarıyla temsile yetkili kişiler arasında sorunlar çıkmış olmasının müvekkilini etkilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı A. B. vekili, davaya konu taşınmazların satışına davacı şirketin %50 hissesine sahip diğer ortağı M. K.'ın izni ve onayının olduğunu, iki ortaklı limited şirketlerde her iki ortağın izni olmadan şirket müdürünün azlinin mümkün olmadığını, azilnamenin N. Y.'ın davalı A. B.'a vermiş olduğu şahsi vekalete dair olduğunu, davacı olarak şirket gösterilmiş ise de gerçekte N. Y.'ın kendi adına bu davayı açtığını, diğer ortak M. K.'ın satışa izni olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin iki ortaklı bir limited şirket olduğu, davalı A. B.'ın davacı şirket ortakları tarafından 29.7.2003 tarih ve 07 Sayılı kararla şirket ortağı N. Y. şirket müdürü olarak atandığı ve şirketi menferid imzasıyla temsil ve ilzama yetkili kılındığı, bu kararında Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, davalı A. B.'ın bu atama işleminin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiği, davalı A. B. 7.8.2006 tarihli azilnameyle davacı şirket müdürü ve temsilcisi olan N. Y. tarafından azledilmiş ise de bu azilnamenin dayanağı vekaletnamenin şirket adına ve şirketi ilgilendiren işlerle ilgili bir vekaletname olmadığı, dolayısıyla satışların yapıldığı tarih itibariyle davalı A. B.'ın şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunduğu ve şirket müdürlüğü sıfatının devam ettiği, davaya konu taşınmazların şirketin tek sermayesi olmadığı, üzerinde faaliyetlerini yürütmediği bu sebeple taşınmazların satışı için şirket ortaklarının onayının alınmasına gerek olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacı şirkete ait taşınmazın satışının iptali ve taşınmazların tapusunun davacı adına tescili istemine dair olup, davacı taraf muvazaa iddiasına da dayanmıştır. Ne var ki mahkemece, bu iddia üzerinde yeterince durulmamış ve yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı şirket adına kayıtlı olup da davacının dışarıdan atanan müdürü davalı A. B. tarafından diğer davalıya 9.8.2006 tarihinde tapuda satışı gerçekleştirilen davaya konu Yeşilöz 103 ada 1 numaralı parselin 4.000 YTL'na, 2 numaralı parselin ise 26.000 YTL'na devredildiği dosya kapsamıyla sabittir. Mahkemece alınan bilirkişi kurulu raporunda satım tarihi olan 9.8.2006 tarihi itibariyle yer, konum ve değerine etki eden hususlar nazara alındığında 1 numaralı parselin değerinin 27.497,6 YTL, 2 numaralı parselin değerinin ise 722.201.00 YTL olduğu tespit edilmiş olup, belirlenen gerçek değerle satışı bedeli arasında bariz bir fark bulunduğu kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, davacı şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle davaya konu taşınmaz satımına dair olarak davacı şirket kayıtlarına ne miktar paranın girdiği, başka bir deyişle davalı A. tarafından davaya konu satıma dair olarak davacı şirkete ya da ortaklarına ne miktar ödeme yapıldığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması, bu bağlamda davacı tarafın bedelde muvazaa iddiasının denetime elverişli bir şekilde değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy