(1086 S. K. m. 275, 284) (Yangın Sigortası Genel Şartları B.8.1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Doğubayazıt Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 8.7.2009 tarih ve 2008/10-2009/235 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hâkimi İ.A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı tarafından sel ve su baskını rizikolarına karşı sigortalanan müvekkiline ait petrol istasyonunda meydana gelen sel sebebiyle oluşan hasara ilişkin tazminatın talep edilmesine rağmen davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 72.935,76 YTL.'nin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 68.225 YTL.'nin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sel ve su baskını rizikolarına karşı teminat altına alınan davacıya ait akaryakıt istasyonunda meydana gelen hasarın tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda, aşırı yağan yağmurlar sebebiyle davacıya ait akaryakıt istasyonunda 5.5.2007 tarihinde ilk kez, 30.6.2007 tarihinde ise ikinci kez sel ve su baskını meydana gelmiş olup, uyuşmazlık hasar miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davacıya ait akaryakıt istasyonunda 5.5.2007 tarihinde meydana gelen hasara ilişkin davalı tarafından ödeme yapılmış olup, davacının da bu hasara ilişkin bir iddia ve istemi de yoktur. Davacının tazminat istemi ikinci kez meydana gelen sel ve su baskını sebebiyle oluşan hasar bedelinin tazminine ilişkindir.
1-) 30.6.2007 tarihli riziko sonrası olay yerine giden ekspertiz tarafından davacının akaryakıt istasyonunda 60 metre uzunluğunda ve alt kısmı 1 metre taş, üzeri 2 metre briketten oluşan 3 metre yüksekliğindeki istinat duvarının yıkıldığı, ilk riziko sonrası bahçedeki parke taşlarındaki hasar henüz giderilmeden 400 m²'lik parke taşlarının ikinci kez meydana gelen sel baskınında hasar gördüğü, belirtilmiş, buna göre tazminat hesabı yapılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise önceki selde meydana gelen 1.200 m² parke hasarı da ikinci sel baskını sebebiyle oluşan hasara dahil edilerek toplam 1.600 m² parke hasarı olarak hesaplama yapıldığı gibi, hasar gören istinat duvarının ise toplam 152 m olduğu ve hasar bedeli hesaplanırken tamamının taştan olduğu kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Oysa davalı sigorta şirketi davacının gerçek zararından sorumlu olup, davacıya ait akaryakıt istasyonu 30.6.2007 tarihinde meydana gelen sel baskınından önce ne halde ise hasar bedelinin buna göre hesaplanması gerekmektedir. Yoksa, davacının sebepsiz zenginleşmesine sebep olacak şekilde istinat duvarının eskisine göre daha iyi bir şekilde yapılacak şekilde hesaplama yapılması ve önceki sel baskını sebebiyle bedeli ödenen parke taşları hasarına ilişkin de tazminat hesaplanması doğru değildir.
Bu itibarla, mahkemece, içinde sigorta hukuku uzmanı olan yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, ekspertiz raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkileri giderici, bu konuda rapora karşı yapılan itirazların değerlendirildiği rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
2-) Mahkemece, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiş ise de, davanın dayanağı olan poliçenin bağlı olduğu Yangın Sigortası Genel Şartları'nın Hasar ve Tazminatın Sonuçları başlığı altında B.8.1. maddesinde kesinleşmiş olan tazminat miktarının en geç 1 ay içinde sigortacı tarafından sigortalıya ödeneceği düzenlenmiş olup, tazminat miktarının sigortacı açısından kesinleşmesi ise, ekspertiz raporu ile mümkün olacağından sigortacının temerrüde düştüğü tarihin buna göre belirlenmesi gereklidir.
Bu itibarla mahkemece, ekspertiz raporunun 6.8.2007 tarihli olmasına göre sigortacının ödeme yapması gereken sürenin ve temerrüt tarihinin de buna göre belirlenmesi gerekmekte iken, sigorta hukukunda uygulama yeri olmayan olay tarihinin faiz başlangıcına esas alınması doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
3-) Ayrıca, davanın dayanağı olan sigorta poliçesinde sel ve su baskını sebebiyle oluşacak hasar halinde % 2 oranında tenzili muafiyet uygulanacağına yönelik hüküm içermesine rağmen bu düzenleme dikkate alınmadan tazminat belirlenmesi de doğru görülmemiş, kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
4-) Kabule göre de, mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporu karar vermeye yeterli görülerek hükme esas alınmış ise de hesaplama hatası yapılarak bu raporda belirlenen tazminat miktarından daha fazlasına hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1, 2, 3 ve 4 numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy