(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.12.2008 tarih ve 2008/522 - 2008/1422 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N
A
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde hesabının bulunduğunu ve oğlu adına ek kart verildiğini, oğlunun para çekmek için 20.10.2006 günü ATM cihazında işlem yaptığı esnada banka kartının sıkıştığını, kartın cihazda kalması üzerine iptal ettirmek için bankayı aradığında kartından üçüncü kişilerce harcama ve havale yapıldığını öğrendiğini, bu olaydan gerekli önlemleri almayan davalı bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, 3.277,00 TL'nın davalıdan faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının banka kartına ait şifreyi korumaması nedeniyle olayın meydana geldiğini, üçüncü kişilerce davacı şifresinin öğrenilmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, otomatik ödeme cihazında kullanılan banka kartına ait şifreyi davacının gerektiği şekilde korumaması nedeniyle meydana gelen olayda davalı bankanın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava dilekçesinde davacı zararının hangi işlemlerle oluştuğu açıklanmadığı gibi mahkemece de davacıya ait hesap dökümünün dosyaya celbi sağlanmamıştır. Dava dilekçesinde davacıya ait hesaptan 17 kez internet üzerinden işlem yapıldığının da belirtilmiş olmasına rağmen bu işlemlerin detayları dosyada yer almamaktadır. Bu nedenle öncelikle, davacı yana dava dilekçesi açıklattırılarak davaya konu zararın oluşumuna neden olan hesap hareketlerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Ayrıca; bankalar, özel yasa ile kurulan ve ekonomik alanda çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır. Güven kuruluşları olan bankalar, aldıkları mevduatları özenle korumak zorundadırlar. Bu hususta objektif özen borcu altında olan bankalar, hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Bu durumda mahkemece, davacı zararının nasıl ve hangi hesap hareketleriyle meydana geldiği belirlenmek ve yukarıda açıklanan ilke doğrultusunda davalı bankanın zarardan sorumluluğunun bulunup bulunmadığının gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle belirlenmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy