(3182 S. K. m. 36) (5411 S. K. m. 62) (Bankaların Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.07.2009 tarih ve 2008/750 - 2009/1123 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Abdullah Turgut tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 08.11.1990 tarihinde davalı banka nezdinde 4.490,00 TL tutarında mevduat hesabı açtırdığını, 1991 yılında A.'ya giden davacının 2001 yılında oturma izni alabildiğini, 2006 yılında da Türkiye'ye kesin dönüş yaptığını, davalı bankaya yaptığı başvuru üzerine işlem görmeyen hesabın zamanaşımı nedeniyle kapandığının belirtildiğini, oysa, davacıya bildirim yapılmadığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının hesabının varlığına dair Merkez Bankası, TMSF ve davalı bankada herhangi bir kaydın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunduğu iddia edilen hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, 08.11.1990 tarihinde davalı bankanın M. U. Şubesi'nde hesap açtırdığını, bu tarihten sonra A.'ya gidip 2006 yılında Türkiye'ye döndüğünü ileri sürerek bu davayı açmış, yapılan yargılama sonucunda yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmişse de, ret kararının dayandığı gerekçeler yeterli incelemeye ve hukuki dayanaklara sahip değildir.
Davacı vekilince aslı gibidir şerhiyle dosyaya sunulan hesap cüzdanının aslı istenmediği gibi, bu hesap cüzdanının kim tarafından nasıl verildiği, bankacılık işlemi çerçevesinde davacıya verilip verilmediği araştırılmamıştır.
Öte yandan, davanın ret gerekçelerinden birisi de talep edilen alacağın 10 yıldan fazla bir zaman öncesi açılan hesaba ait olmasıdır. 3182 sayılı Bankalar Kanunu 36. maddesine göre, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içerisinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası'na devredileceği; aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların. Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren bir yıl içinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hüküm sonradan 4491 sayılı Kanunla değişen Bankalar Kanunu'nun 10/4. maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankaların Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmeliğin 35. maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli taahhütlü bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, biri yılık süre ise, üç aya indirilmiştir.
Bu hükümler sonrasında yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62. maddesi ise: ... Bankalar nezlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanlar zamanaşımına tabidir. Zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklar banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması halinde, yapılacak ilanı müteakiben Fona gelir kaydedilir. Bu Maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Kurulca belirlenir. hükümlerini havidir.
Bu durumda, mahkemece, davacı vekilinin sunduğu banka cüzdanında yazılı meblağın davalı bankaya yatırılıp yatırılmadığına ilişkin olarak bu cüzdanın aslı istenmek suretiyle davalı banka kayıtlarında davacının hesap cüzdanına konu alacağının var olup olmadığının oluşturulacak bilirkişi heyetince belirlenmesi; gene davacı alacağının yasal düzenlemeler çerçevesinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta saptanması, sonrasında davacı istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy