(4389 S. K. m. 15) (5682 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.6.2009 tarih ve 2009/204 - 2009/324 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Murat Tolan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yetkilisi ve ortağı olduğu şirketin almış olduğu kredi borcunu ödeyememesi üzerine davalı Banka'nın müvekkilinin yurt dışına çıkmasına yasak koydurduğunu, bu işlemin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Anayasamıza aykırı bulunduğunu, Pasaport Yasası'nın 22. maddesine göre hakkında bir mahkeme kararı olmadığını, İçişleri Bakanlığı'nca genel güvenlik bakımından bir tespitin bulunmadığını, davalıya olan borçlarının vergi borcu olarak da kabul edilmeyeceğini, işlemin hukuka aykırı bulunduğunu ileri sürerek, yasağın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, uyuşmazlığın idari işlemden kaynaklandığını, davanın idari yargı yerinde bakılması gerektiğini, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgahının bulunduğu Ankara Mahkemeleri olduğunu, davanın işlemi yapan idari makamlara yöneltilmesi gerektiğini, davacının müvekkilinin kullandırdığı kredinin asıl borçlusu firmanın müşterek borçlusu ve müteselsil kefili olduğunu, borcun ödenmediğini, 4389 Sayılı Kanunun müvekkiline böyle bir tasarrufta bulunma yetkisi verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, yurt dışına çıkış yasağına dayanak teşkil eden düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nce 18.10.2007 tarihinde iptal edildiği ve kararın 8.6.2008 tarihinde yürürlüğe girmesiyle davanın konusuz kaldığı, ancak taraflarca 8.6.2007 tarihinde borcun yeniden yapılandırılmasına ilişkin yapılan anlaşmayla yurt dışına çıkış yasağının Bankaca kaldırıldığından davanın iptal kararının yürürlüğe girmesinden önce de konusuz kaldığı ve davacının dava açmakta haklı olduğu gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar vermeye yer olmadığına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının yetkili ve ortağı olduğu şirketin davalı Banka'ya olan kredi borcundan dolayı davalı Banka'nın istemi üzerine konulan yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması istemine ilişkindir. Somut olayda Banka kredi borcunu ödemediği iddia edilen şirketin ortağı olan davacı hakkında 4389 Sayılı Kanunun 15/3. maddesi uyarınca davalı Bankanın istemi üzerine yurt dışına çıkış yasağı konulmuştur. Bozma ilamında da açıklandığı üzere, davalının kararına dayanak teşkil eden kanun hükmü Anayasa Mahkemesi'nce sonradan iptal edilmiş ve taraflar arasındaki protokol hükümlerine göre davalı bankaca davacının yurt dışına çıkışı için konulan yasak kaldırılarak ilgili makamlara bildirilmiştir. Karara dayanak kanun maddesi dava açıldıktan sonra Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş ise de dava açıldığı tarih ve öncesinde yürürlükte bulunan bu düzenlemeye göre davalının aldığı kararda bir yanlışlık bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, davalı açıldığı tarih itibariyle davada haklı durumdadır. O halde, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması ve lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, denetime olanak sağlayan yeterli gerekçe gösterilmeksizin davacının dava açmakta haklı olduğu kabul edilerek davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına bozulmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy