(6762 S. K. m. 371, 382)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.11.2007 gün ve 2006/417 - 2007/437 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2010 tarihinde davacılardan asil Ö. K. ve M. A. S. avukatı S. S. ile davalı Bozbük Çamlıkent Tur.Tes. Tic.ve San.A.Ş. avukatı E. E. Ç. gelip, sair davacılar ve avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunarak incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin 23.05.2006 günlü genel kurul toplantısının yetkisiz kişilerce yapılan çağrıya dayalı olarak gerçekleştirildiğini, aralarında davacıların da bulunduğu 30 şirket kurucu hissedarının usulsüz işlemlerle ortaklıktan ihraç olunarak hisselerinin dava dışı Tursoy A.Ş.'ne tescilinin sağlandığını, bu tescil işleminin Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kesinleşen ilamı ile iptal edildiğini, Tursoy A.Ş. dışındaki 30 ortağın şirkette % 55.11 oranında hissedar olduklarının kabulü ve pay defterinin buna göre düzenlenmesi gerektiğini, yönetimin mahkeme kararında pay oranlarının belirtilmediğini ileri sürerek, buna yanaşmadığını toplantıya çağrılan ve gelen davacılara bu sebeple oy kullandırılmadığını, bu sebeple genel kurulun yok hükmünde sayılması gerektiğini, bir kısım başka üyelerin de toplantıya katılmalarının engellendiğini, şirket merkezinin bulunduğu Ankara'da toplantının yapılması gerekirken İstanbul'da yapıldığını, anılan kararların bu sebeple de geçersiz olduğunu, zira merkezin İstanbul'a nakline ait genel kurul kararının da daha önce iptal edildiğini, şirkete ilişkin taşınmazların satışı için yönetime yetki verildiğini, bu karar ile davacıya ilişkin hisselerin 3. kişilere devrinin sağlanmak istediğini, bu kararın durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, anılan genel kurulda alınan bütün kararların iptalini ve TTK'nun 382. maddesi uyarınca tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıların şirket ortağı olduklarına dair verilen ve kesinleşen o ilamda ne oranda hissedar olduklarının belirtilmemesi sebebiyle kararın infaz edilemediğini, Tursoy A.Ş.'nin başka paydaşların hisselerini devir aldığını, hükümet komiserinin davacılara oy kullandırmadığını, genel kurulun mevcut pay defterine göre düzenlenen hazirun cetveli çerçevesinde yapıldığını, aksi düşünülse bile davacıların hisse oranlarının oylamaya etkisinin bulunmadığını, anasözleşmede merkez dışında da genel kurulun yapılabileceğinin öngörüldüğünü, tedbir kararının TTK'nun 382. maddesine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre dava tarihi itibariyle şirket merkezinin Ankara olması sebebiyle mahkemenin yetkili olduğu, merkez dışında bir yerde de genel kurulun toplanmasına anasözleşmenin ve TTK'nun 371. maddesinin cevaz verdiği, aralarında davacıların da bulunduğu bazı ortakların ihracına ait yönetim kararlarının iptal edilmesine ait kesinleşen o ilamın gerekçesinde, davacılara ilişkin hisselerin bir takım şahıslar aracılığı ile Tursoy A.Ş.'ne devredilmiş olduğunun belirtildiği, bu halde davalı şirketin davacılara hisselerini iade etmesi ve pay defterini yeniden düzenlemesi gerektiği, o ilamda davacıların hisselerinin miktarının belirtilmemesine davalının sığınamayacağı, davalının bu tutumu ile şirketin gerçek sermaye ve pay durumunun ortaya çıkmasına engel olması karşısında, gerçek pay durumu belirlenmeksizin toplanan genel kurulda alınan şirket merkezinin nakli şirket emvalinin satılması gibi önem arzeden kararların yeterli nisap sağlandığı belirli olmaksızın alınmış kararlar olması sebebiyle iptal edilmesine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile alınan kararların iptal edilmesine ve şirketin bir kısım taşınmazlarının 3. kişilere devredilmemesine ait tedbir kararının devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davacıların paylarının haksız yere ıskat edildiği ve paylarının usulsüz olarak başkalarına devredildiği gerekçesiyle, davacıların ortaklığının tespitine, ihraçlarına ait yönetim kurulu kararlarının iptal edilmesine ait kesinleşen ilam üzerine davacıların paylarının yönetimce belirlenip pay defterine işlenmesi gerektiğine ve o ilamda davacıların payların gösterilmemesine yönetimin dayanamayacağına, davalı şirketin gerçek sermaye ve pay durumunun ortaya çıkmasına yönetimin engel olamayacağına dair mahkeme gerekçesi isabetlidir. Ne var ki, davacıların pay defterinde ve hazirun cetvelinde yer almamaları sebebiyle genel kurulda (çağrıldıkları halde) oy kullandırılmadıkları, bunun yokluk sebebi olduğu da ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu iddianın üzerinde durulması, davacıların payları ıskat edilmeden ve/veya payları usulsüz olarak devredilmeden önceki dönemde sahip oldukları payların miktarlarının ne olduğunu öncelikle davacıların net olarak beyan etmelerinin sağlanması, bundan sonra pay defterinden, genel kurul toplantı tutanaklarından, hazirun cetvellerinden, celbedilecek ticaret sicili kayıtlarından yararlanılarak ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacıların paylarının miktarı belirlenip toplantı ve karar nisabının oluşup oluşmadığının kararların konusu ve niteliğine göre tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu belirlemelerin mahkemece yapılması gerektiği gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi eksik incelemeye dayalı olup, hükmün bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, sair temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy