(6762 S. K. m. 520, 551)
Dava: Taraflar arasında görülen davada K. 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.7.2007 tarih ve 2007/113 - 2007/452 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin üç ortağından biri olan davalının %10 payını diğer ortaklara devir etme konusunda sözleşme imzalandığını, 4.8.2006 tarihli bu sözleşme uyarınca davalının üçüncü kişilere olan borçlarının sözleşme bedeli olarak ödenmiş olmasına rağmen davalının hisse devir taahhüdünü yerine getirmediğini, resmi sözleşme tanzimine yanaşmadığını, bu durumun da ortaklar arasında güveni zedelediğini, davalı ile birlikte şirketin devam imkanının kalmadığını, şirket işleyişini aksattığını, bir başka borcu sebebiyle şirketteki davalı haklarına da haciz konulmuş olduğunu ileri sürerek, davalını şirket ortaklığından çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 4.8.2006 tarihli sözleşmeyi baskı altında imzalamak zorunda kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava dışı iki şirket ortağı ile davalı arasında imzalanan 4.8.2006 tarihli sözleşmenin hisse devir taahhüdü içerdiği ancak resmi şekilde tanzim olunmadığı, imzaların noter tarafından tasdik olunmadığından T.T.K.nun 520/5. maddesi uyarınca geçerli olmadığı, bu sözleşmenin hukuken bir anlam ifade etmediği, sözleşme geçerli kabul edilse dahi bu sözleşmenin tarafı olmayan davacı şirketin sözleşmeye istinaden işbu davayı açma hakkının bulunmadığı, bu yöndeki bir talebin ancak diğer ortaklarca ileri sürülebileceği, sözleşmeye aykırılığın ve haciz bildiriminde bulunulmasının ortaklar arasında güven ilişkisini çekilmez hale getiren sebep olarak görülemeyeceği, davalının şirket ortaklığından çıkartılmasını gerektirir somut delillerin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirket ortaklığından çıkartılma istemine ilişkindir.
T.T.K.nun 551/3. maddesi uyarınca haklı sebep bulunması durumunda bir ortağın şirketten çıkartılmasının istenmesi mümkündür.
Davacı şirket dava dilekçesinde haklı sebep olarak davalının diğer ortaklar ile imzaladığı sözleşmeye riayet etmemesine dayanmıştır. Bahse konu 4.8.2006 tarihli sözleşmenin içeriğine ve dosya kapsamına göre davalının şirketteki hissesinin devir bedeli olarak belirlenen 48.000,00 TL tutarındaki şahsi borçlarının diğer ortaklar tarafından ödenmesi karşılığında hisse devri taahhüdünde bulunduğu, buna istinaden de bu miktarda paranın diğer ortaklarca üçüncü kişilere ödenmiş olmasına rağmen davalının kendisine düşen devir yükümlüğünü yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki 04 08.2006 tarihli sözleşme T.T.K.nun 520. maddesi anlamında geçerli bir devir sözleşmesi olmasa dahi, sözleşme gereğince ödemede bulunan ve şirketin davalı dışında kalan %90 hissesine sahip diğer ortaklar nezdinde taraflar arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığının ve bu durumun davalının şirketten çıkartılmasını istemeye haklı sebep teşkil ettiğinin kabulü gerektiğinden davanın kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına bozulmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 23.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy