(4721 S. K. m. 41, 42, 43)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.7.2009 tarih ve 2006/169-2009/252 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesaplarında usulsüzlükler yapılarak güvenin kötüye kullanılması suretiyle müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, şimdilik 19.400,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, iddiaların asılsız olduğu, işlemlerin bankacılık usullerine uygun bulunduğu, işlem dekontlarında davacının imzasının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı banka nezdindeki davacı hesaplarında usulsüzlükler yapılarak zarara uğratıldığı iddiasıyla alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporu davaya konu iddiaları karşılamaktan uzak olup, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialardan bir kısmı olan 4.7.2003 tarihinde 4.000,00 TL nakit ödemenin hesaba intikal ettirilmediği, 10.7.2003 tarihindeki 8.000,00 TL yatırdığı halde bunun hesaba 700,79 TL olarak intikal ettirildiği, 4.7.2003 tarihli EFT'nin ilgili bankaya intikal ettirilmediği iddiaları araştırılmaksızın soyut yorumla görüş bildirilmesi doğru olmamıştır.
Uyuşmazlığın bu mahiyetine göre mahkemece, bankacılık uygulamasında uzman bilirkişiden alınacak raporla dava dilekçesinde bahsi geçen bankacılık işlemlerinin her birinin akıbetlerinin banka kayıtları üzerinden araştırılarak davacı zararına yapılmış bir işlem bulunup bulunmadığının denetime imkan verecek şekilde belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararının bozulmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 30.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy