(818 S. K. m. 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.05.2009 tarih ve 2008/12-2009/155 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D.S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından yangın sigorta poliçesi ile sigortalı işyerini yoldan geçen ana şebeke su borusunun patlaması sonucu su bastığını, sigortalıya 6.170 TL ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin hasardan sorumlu olmadığını, sigortalı işyerinin fenni şartlara uygun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, iş yerinin yapı ruhsatı ve projesi bulunmadığı, bodrum katına su sızması durumunda tahliyeyi sağlayacak sistemin olmadığı, bu halde davalının hasar ile illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya sigortalı işyerinin önündeki yoldan geçen davalıya ait ana şebeke su borusunun patlaması sonucu taşan suların işyerine girerek zarar verdiği iddiasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
BK.'nun 58. maddesi bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur hükmünü içermektedir.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre BK.'nun anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin yani davalının kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması ya da zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Ancak; imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Davalıya ait ana şebeke su borusu da maddede açıklanan imal olunan şey kavramına dahil olup, davalı bu tesisatın kötü yapılmasından, patlamasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumludur.
Somut olayda, ekspertiz raporunda davacıya sigortalı işyerinin önündeki yolda bulunan ana şebeke su borusunun patlaması sonucu akan suların sigortalı işyerinin bodrum katına sirayet ederek muhtelif emtiaya zarar verdiği belirtilmiş, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, İSKİ'ye ait ana şebeke su borusunun patlaması neticesinde meydana gelen su baskınında, sigortalı işyerinde İSKİ Atıksuların Kanalizasyonu Deşarj Yönetmeliği'nde belirtilen şartlara uygun su tahliyesi için sistemin olmadığı, işyerinin ruhsatının bulunmadığı, dolayısıyla davalının sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir.
Oysa ki zararın davalının ana şebeke su borusunun patlaması nedeniyle taşan suların işyerine girmesi sonucu meydana geldiği, bu durumda sigortalı işyerinde su tahliye sistemin olmamasının, davalının işyerinin bodrum katının yapı ruhsatının ve projesinin olmamasının davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı açıktır. Bu halde davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının kesilmediğinin kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıran ve illiyet bağını kesen nedenlerin davalı tarafından ispat edilememesi nedeniyle davalının BK.'nın 58. maddesi hükmüne göre kusursuz sorumlu olduğunun kabulü ile oluşacak sonuca göre hüküm verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı ve yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy