(Bankalarca Kredilerin Ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi Ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.07.2009 tarih ve 2008/438-2009/323 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Mersin Şubesi'nde kredili mevduat hesabı bulunduğunu, 31.03.2008 tarihinde 1.168,51 TL kredi kartı borcunun destek kredi hesabından bankaca ödendiğini ve ödenen miktarın müvekkilince 04.04.2008 tarihinde 1.200,00 TL olarak ödenmesine rağmen bankaca müvekkilinin hesabının tasfiye edilecek alacaklar listesine eklenerek müvekkilinin kredi riski olan müşteri olarak Merkez Bankasına bildirildiğini, müvekkilinin bankalarda büyük miktarda kredi kullanarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü ve yapılan işlem nedeniyle ciddi şekilde kredi ve itibar kaybına uğradığını, borcun tasfiye edilecek alacaklar listesine alınmasında yasal kriterlere uyulmadığını ileri sürerek, 30.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili banka şubesindeki kredili mevduat hesabındaki borç bakiyesini 90 günden fazla ödememesi nedeniyle sistem tarafından otomatik olarak Merkez Bankasına tasfiye edilecek alacak olarak bildirildiğini, yapılan işlemin yönetmelik ve genelgeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait kredili mevduat hesabındaki borcun yasal gerekliliği yerine getirilmeden tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılmasının davacının kişilik hakları zedelediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, davacının kredili mevduat hesabındaki borç bakiyesinin davalı bankaca Merkez Bankasına tasfiye edilecek alacak olarak bildirilmesinden kaynaklanan manevi zararının tazmini istemine ilişkindir. Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davacı, kredi borcunu süresinde ödemesine rağmen bankaca borcun haksız olarak tasfiye edilecek alacak olarak Merkez Bankasına bildirilmesi nedeniyle oluşan manevi zararının tazminini istemiştir. Risk ve Protestolu işlemler Genelgesine göre bankalarca kullandırılan toplam kredi limiti veya riskleri bireysel kredilerde 5.000,00 TL'nı aşması durumunda durumun bankaca Merkez Bankasına bildirileceği, ancak tasfiye olunacak alacakların belirtilen limite bakılmaksızın bildirimde bulunacağı düzenlenmiştir. Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 4/c-3. maddesinde tasfiye olunacak alacaklar; anaparanın, faizin veya ikisinin tahsili vadesinden veya ödenmesi gereken tarihlerden itibaren doksan günden fazla geciken alacaklar olarak düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının kredili mevduat hesabında 31.12.2007 tarihinde oluşan 5,71 TL borç bakiyesinin 90 günden fazla ödenmemesi üzerine bankaca ödenmeyen miktarın anılan genelge ve yönetmelik hükümleri uyarınca Merkez Bankasına bildirilmesinde bir usulsüzlük bulunmaması karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3) Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilini temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy