(4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 1.5.2009 tarih ve 2007/2052-2009/508 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erhan Köse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı G... Mob. Ltd. Şti.'de A. S.le birlikte ortak olduğunu, şirketi birlikte temsil ettiklerini, davalı bankada genel kredi sözleşmesi gereğince hesaplarının bulunduğunu, 3.4.2007 tarihinde dava dışı A. S.'in kendilerinden habersiz olarak tek imzayla 2.500 TL para çektiğini, 18.4.2007 tarihinde olayı öğrenen müvekkilinin bankaya ihtarname çektiğini, sonradan bankanın 12.9.2007 tarihli ihtarnameyle kredi borcuna mukabil 9.310,07 TL talep ettiğini, bu borcun içinde 2.500 TL paranın da bulunduğunu, takip baskısıyla borcun tamamını 2.10.2007 tarihinde ödediklerini ileri sürerek, 2.500 TL'nin faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini 3.285,38 TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, davaya konu hesabın şirket adına kayıtlı olduğunu, davacının taraf ehliyeti bulunmadığını, 3.4.2007 tarihi öncesi ve sonrasında hesapta işlemler yapıldığını, yine dava dışı A. Ş.'in internet bankacılığı yoluyla işlemlerinin de bulunduğunu, bu duruma davacının itiraz etmeyerek sessiz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile A. S.'in şirketi temsile yetkili oldukları, buna rağmen A. S.'in tek imzayla 3.4.2007 tarihinde 2.500 TL'nı şirket hesabından çektiği, bankanın kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 3.285,38 TL'nin 2.10.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, davalının şirket adına çift imza ile kredi ödemesi yapması gerekir iken, tek imza ile ödeme yapıldığını ve usulsüz ödenen bu tutarın kendisinin kefil sıfatı ile ödediğini ileri sürerek iş bu davayı açmış, davalı taraf ise dava dışı şirket ortağının internet bankacılığı yolu ile tek başına para çekme yetkisi bulunduğunu ve şirketin icazetinin olduğunu savunmuştur. Bu durumda, kefil olan davacı asıl borçluya ilişkin tüm defileri ileri sürebilirse de, dava dışı şirket tarafından savunulduğu üzere internet bankacılığı yolu ile de olsa tek başına para çekme yetkisinin verilmesi karşısında, anılan kişinin bankadan tek başına para çekmesinin usulsüz olduğu iddiası anılan sebeple dinlenemeyeceği gibi aynı zamanda şirket ortağı olan ve dava dışı şirket ortağına bu şekilde yetki veren davacının bu hususu ileri sürmesi MK. 2. maddesi karşısında yerinde değildir. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekir iken davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy