(2004 S. K. m. 45)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.02.2009 tarih ve 2006/252-2009/40 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı Şirket vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.01.2012 günde taraflar ve avukatları tebligata rağmen gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı sigorta şirketi ile davalı şirket arasında 07.04.2003 tarihi itibarı ile acentalık sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı E. O.'ın bu sözleşmeden kaynaklanan her türlü borca kefil olduğunu, sözleşme uyarınca davalı şirketin davacı şirket adına sigorta poliçesi tanzim etmeye ve prim tahsil etmeye yetkili kılındığını, sözleşmeye göre acentanın l hafta süresince tahsil ettiği primleri komisyon ve ilgili vergiler düşüldükten sonra en geç ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar davacıya intikal ettirmek zorunda olduğunu, buna rağmen davalı şirketin tahsil ettiği paraları bugüne kadar davacı şirkete teslim etmeyerek zimmetine geçirdiğini, bu nedenle acentalık sözleşmesinin 12.10.2005 tarihinde feshedildiğini, davacı şirket cari hesap dökümleri ve ticari kayıtlarına göre davalı şirketin yaklaşık 36.000 TL sigorta primini intikal ettirmediğini beyanla şimdilik 35.539,82 TL sigorta primi alacağının sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı K.. Ltd. Şirketi temsilcisi cevabında, acentalık akdinin yasal kurallar içerisinde feshedilmediğini, feshin haksız olduğunu, fesihin ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edilmediğini, davacının iddia ettiği tarihten önce 13.08.2005 tarihinde bilgisayar ekranları kapatılmak sureti ile fiilen acentalık hizmetlerinin durdurulduğunu, bu tarihten sonra poliçe düzenlemelerinin imkansız hale geldiğini, yapılan tüm tahsilat ve primlerin davacıya intikal ettirildiğini, fakat taksitli prim tahsilatlarının yapılamadığını, bunun da davalının bilgisayarlarını kapatmasından kaynaklandığını, davacının cari hesap ekstresi düzenleyip kendisine tebliğ etmediğini söyleyip davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara ve bilirkişi raporlarına göre, davalı E. O. hakkındaki davanın H.U.M.K.'nun 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulüyle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yürütülen icra takibi sırasında yapılacak tahsilatlar ile tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile 35.539,82 TL'nin 08.06.2006 tarihinden itibaren hesaplanacak % 25 oranından başlayan değişken oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp, davacıya ödenmesine, faiz başlangıç tarihine ilişkin fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Karar davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve İ.İ.K'nun 45. maddesi uyarınca davacının işbu dava sonucunda alacağı ilamı ipotek limitince ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibe konu yapabilecek olmasına göre, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden doğan sigorta prim alacağının davalı acenteden tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 17. maddesinde sadece davacı sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının delil teşkil edeceği yolunda bir delil anlaşması yapılmış ve kural olarak taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin fesihle sona ermesinden sonra davacı alacak iddialarıyla kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünde davacıya ait defter ve kayıtların esas alınacağı asıl ise de, bu husus davalının yasal delillerini karşı delil olarak sunma olanağını ortadan kaldırdığı anlamına gelmemektedir. Davalı şirket tarafından bir takım ödeme makbuzları dosyaya sunulmuşsa da bu makbuzların alınan bilirkişi raporlarında değerlendirilip değerlendirilmediği anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece denetime elverişli rapor alınmak suretiyle söz konusu ödeme makbuzlarının davalı borcundan mahsup edilip edilmediğinin tarafların rejistro kayıtlarıda incelenerek belirlenmesi suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden eksik incelemeye dayalı yerel mahkeme kararının açıklanan nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı K.. Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Ştd. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy