(2004 S. K. m. 257) (6762 S. K. m. 620, 624, 690)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.04.2008 tarih ve 2008/462-2008/462 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili, davalı şirketin keşidecisi, diğerlerinin müşterek borçlu müteselsil kefili müvekkilinin ise lehdarı olduğu 21.12.2007 vade tarihli 53.000-YTL. bedelli bononun ödenmediğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, ödememe protestosu bulunmadığı gerekçesiyle, keşideci yönünden isteminin kabulüne diğerleri yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Karar, ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İstem, bonoya dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, somut olayda ihtiyati haciz isteyen (alacaklı), borçlulardan şirket tarafından düzenlenen ve diğer borçluların kefil olarak gösterildiği vadesi geçmiş olan bononun lehdarı durumundadır.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle, keşideci dışındaki diğer borçlular yönünden istemin reddine karar verilmiş ise de, bir emre muharrer senedin yüz tarafına muhatap veya keşidecilerin imzaları müstesna olmak üzere atılan her imza aval şerhi mahiyetindedir. Kambiyo senedini kefil şerhi ile imzalayan kimse aval veren durumunda olup, aynen aval verdiği kişi gibi zincirleme sorumlu olur.
Öte yandan, bonoya dayalı ihtiyati haciz isteyebilmek için de İİK.'nun 257/1. maddesine göre, alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş olması yeterlidir. Hamilin, bonoyu tanzim edene yani keşideciye ve onun lehine aval verene karşı ihtiyati haciz isteyebilmesi için, bononun vadesinin gelmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca ödememe protestosu çekmesi ve bu protestoyu bono ile birlikte ihtiyati haciz talebine eklemesi gerekmemektedir. Çünkü, yetkili hamil bu kişilere karşı doğrudan doğruya talep hakkına sahiptir. (Bkz. Prof. Dr. B.Kuru, İcra ve İflas Hukuku, İstanbul, 1993, sh. 2500). Ayrıca, bonoya tatbik olunacak hükümleri düzenleyen TTK.'nun 690 ncı maddesinin yaptığı atıf gereği aynı yasanın 620 nci maddesi uyarınca ödeme için ibraz edilmesi gereken bir bononun ibraz edilmemesi halinde borçlunun 624 ncü maddeye göre bono bedelini notere tevdi etme hakkı da bulunmaktadır. Bu nedenlerle, alacaklının bono borçlularına gidebilmesi için önceden protesto düzenlemesine gerek bulunmamaktadır. Buna karşılık alacaklının (yetkili hamilin) bonoda cirantalara, bunlar lehine aval verenlere karşı ihtiyati haciz isteyebilmesi için, cirantalara karşı değil, keşideciye karşı ödememe protestosu çekmiş olması ve bu protestoyu ihtiyati haciz talebine eklemesi şarttır.
Bu itibarla, mahkemece, keşideci dışındaki bono borçlularının konumları yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda ele alınmak ve hukuki durumları bu çerçevede tayin ve takdir edilmek gerekirken yanlış ilkeden hareketle yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, alacaklı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy