(492 S. K. m. 59)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.07.2009 tarih ve 2008/178-2009/338 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Hollanda'da işçi olarak çalışıp birikimlerini davalı bankanın Adana Şubesine yatırdığını, müvekkilinin Türkiye'de yaşayan kızı Habibe'nin müvekkiline ait bilgileri kullanıp sahte nüfus cüzdanı ve pasaport çıkararak bunları ibraz etmek sureti ile müvekkiline ait hesaptaki tüm parayı aldığını, davalı çalışanlarının gerekli özen ve ihtimamı göstermediğini ileri sürerek 36.816,08 USD'nin 01.04.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili çalışanlarının kusurlu hareketlerinin olmadığını, dava dışı şahsın kendisine ait resmi taşıyan fakat davacıya ait bilgileri içeren sahte belgeler ile bankaya başvurduğunu, sahteciliği anlamalarının mümkün olmadığını, kusursuz sorumluluklarından da söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddin istemiştir.
Mahkemece, olayda davacının kusurunun bulunmadığı, davalı banka çalışanlarının özensiz davranışları ile hesaptaki paranın davacı dışında bir başkası tarafından alındığı, dava dışı Habibe isimli şahsın hesabı vadesinden önce faiz gelirinden vazgeçerek kapatmak istemesinin banka çalışanlarını dikkatli olmaya yöneltmediği, ayrıca hesap cüzdanı istenen Habibe'nin cüzdanını kaybettiğini söylemesi üzerine davalı çalışanlarının bunu da dikkatlerinden kaçırdıkları, nüfus cüzdanı üzerindeki resim ile hesap açılırken davacının verdiği resim arasında yaş farkı ve fiziki ayrılıkların ilk bakışta farkedilecek derecede olmasına rağmen çalışanların bunu da farketmedikleri, yine imza farklılıklarının da ilk bakışta farkedilebilecek nitelikte olmasına rağmen banka görevlilerinin bu basit karşılaştırmayı yapmadan parayı dava dışı şahsa ödedikleri, bu şekilde davalının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 36.816,08 USD'nin davacının hesabından çekildiği tarih olan 01.04.2008 tarihinden itibaren USD cinsinden bir yıl vadeli mevduata uygulanan faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2 - Dava, davalı Merkez Bankası A.Ş. aleyhine açılan alacak istemine ilişkindir. Davalı vekilinin temyiz talebinde de belirttiği üzere davalı Merkez Bankası A.Ş.'nin harçtan muaf olmadığı halde mahkemece davalının harçtan muaf olduğu gerekçesiyle harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın re'sen (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 5. cilt, 4731. sayfa) bozulması gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy