(818 S. K. m. 101, 107)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Söke Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.03.2008 tarih ve 2006/543 - 2008/281 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi I.A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, kredi borcu nedeniyle müvekkili hakkında başlatılan takiplerde bankada bulunan paraya haciz konularak 11.442,68.-YTL tahsilat yapıldığını, oysa takibe konulan miktar kadar müvekkilinin borçlu olmadığını, gerçek borcun üzerinde takip yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatife borçlu olmadığının tespiti ile takip dosyalarında fazla tahsil edilen paranın şimdilik 5.000.-YTL'nın davalıdan istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, takip dosyalarında davacıdan 3.740,30.-YTL fazla tahsilat yapıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı tarafından verilen vekaletin geniş yetkiler içermesine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif kredi borcunun fazla tahsil edildiği iddiasına dayalı istirdat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı adına müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla vekaleten imzalanan 12 adet borç senedine dayalı olarak davalı tarafından takip başlatılmış ve davacının bankada bulunan parasına bu nedenle haciz konularak borç tahsil edilmiştir. Davacı vekili ise, borç senetlerindeki imzanın kendisine ait olmadığını, önceki yapılan ödemelerin hesaptan düşülmediğini beyan ederek fazla tahsil edildiğini iddia ettiği miktarın istirdadını talep etmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının takipten önce temerrüde düşürülmediğinden takipte talep edilen işlemiş faizden sorumlu olmadığı belirtilmiş; buna göre davacıdan işlemiş faiz miktarı kadar fazla tahsilat yapıldığı belirtilmiştir. Oysa, davaya konu borç senetlerinin her birinde borcun ne zaman ödeneceği açıkça belirtilmiş bulunmasına göre bu sürenin kesin süre olması nedeniyle, belirtilen bu günün geçmesi ile BK'nun 101/2. maddesine göre herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın borçlu davacı mütemerrit duruma düşer. BK'nun 107/3. maddesine göre kesin süreli ödemelerde temerrüt ihtarına gerek yoktur.
Bu itibarla mahkemece, bilirkişiden ek ya da yeni bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle davacı borçlunun, takipten önce temerrüde düştüğünün kabulü ile davaya konu borç senetlerinde yer alan ödeme günleri göz önüne alınarak takip tarihi itibariyle davacının asıl alacak ve temerrüt faizi borcunun hesaplanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, alınmadığı anlaşılan 15,60.-TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy