(1086 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.06.2008 tarih ve 2008/348 - 2008/512 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin izni ve bilgisi dışında, hesabında bulunan paraların davalı A. adına havale edilerek çekildiğini, davalı bankanın olay nedeniyle kusurlu olduğunu ileri sürerek, 4.400 TL'nin 25.03.2008 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu işlemin internet üzerinden yapıldığı, davalı bankanın teleweb sisteminin genel müdürlük nezdinde kurulduğu, davacı tarafça her iki davalının adresinin İstanbul olarak gösterildiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile karar kesinleştiğinde dosyanın İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmişse de, HUMK'nun 17. maddesi gereğince iflas davaları hariç olmak üzere üçüncü kişilerin, gerçek veya tüzel kişilere karşı şubelerinin bulunduğu yer mahkemelerinde de dava açabilmeleri mümkündür. Somut olayda davacının mevduat hesabının bulunduğu yer davalı bankanın Polatlı Şubesi olup, davalı bankanın teleweb hizmetlerini genel merkezinden sunmakta olması, değinilen yasa hükmünün uygulanmasına engel değildir. Bu durumda mahkemece davaya devamla işin esasına girilerek yapılacak yargılama sonunda oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru değildir.
Öte yandan, usulüne uygun yetki itirazı olmadığı halde davalı A. hakkında açılan davada da yetkisizlik kararı verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy