(2004 S. K. m. 67) (5846 S. K. m. 84)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.7.2009 tarih ve 2009/61 - 2009/130 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili haber ajansı tarafından çekilen ve haber niteliği bulunan dokuz adet fotoğrafın davalıya ait televizyon kanalında yayınlanan ana haber programında müvekkilinin izni olmaksızın kullanıldığını, bu sebeple 5.462,80 TL'nin tahsili için başlatılan icra takibine davalı itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, fotoğrafların davacıya ait olduğunun ve davalı tarafından izinsiz kullanıldığının sabit olduğu, davaya konu fotoğrafların sanat değeri bulunmadığından eser olarak nitelendirilemeyeceği ancak FSEK 84. maddesi uyarınca korunacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı haber ajansı tarafından çekilen ve haber niteliği bulunan fotoğrafların davalı tarafından izinsiz kullanılması sebebiyle tanzim olunan faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava yazılı gerekçeyle kabul edilerek icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. Oysa, davaya konu alacak tazminat hukukundan kaynaklandığından ve tazmini gereken gerçek bedelin mahkemece saptanması gerekeceğinden tazminat alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı taşımadığı ve dolayısıyla likit alacak niteliği bulunmadığı kuşkusuzdur.
Bu durum karşısında, İ.İ.K.nun 67. maddesinde belirlenen koşullar oluşmadığından, davacı tarafın icra-inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kabulü yerinde görülmediğinden kararın bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy