(7201 S. K. m. 10, 35) (Tebligat Tüzüğü m. 13)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İ. 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.6.2009 tarih ve 2008/667-2009/349 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı Finansal Kiralama şirketinin diğer davalı şirketten satın aldığı üç adet forklift aracını müvekkilinin kiraladığını, araçların alındığı günden beri bir çok arıza verdiğini, tamir süresi içinde araçları müvekkilinin kullanamadığını, aynı arızanın birden fazla tekrarlaması sebebiyle amacına uygun olarak araçların kullanılamadığını ileri sürerek, forkliftlerin yenileri ile değiştirilmesini, aksi halde iş kaybı zararı sebebiyle şimdilik 10.000,00 TL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, müvekkilinin merkezinin Beyoğlu ilçesi olduğunu savunarak yetki itirazında bulunmuş, diğer davalı vekilleri davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın davalılardan sigorta şirketi yönünden yetki, diğer davalılar hakkında ise esastan reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce bozulması sonrasında, bozma kararının taraflara tebliğinden sonra tensip olunan 3.3.2009 tarihli duruşmaya davacı tarafın katılmadığı, takip edilmeyen davanın bu tarih itibariyle yenileninceye kadar işlemden kaldırılması sonrası H.U.M.K.nun 409/5 maddesi uyarınca 22.6.2009 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, finansal kiralamaya konu aracın arızalanması sebebiyle tazminat ve aracın değiştirilmesi istemlerine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özette de açıklandığı üzere mahkemece, 3.3.2009 tarihli oturumda davanın takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle H.U.M.K.nun 409. maddesi uyarınca dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılması kararı verilmiş, 22.6.2009 tarihinde de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Taraflarca takipsiz bırakılması sebebiyle dosyanın dava yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilebilmesi öncelikle tarafların usulüne uygun biçimde oturuma çağrılmaları şartına bağlıdır. Usulüne uygun çağrıda bulunulmadığı takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilemez. Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre tebligat, tebliğ edilecek kişinin bilinen en son adresinde yapılmalıdır. Tüzüğün 13/2. maddesine göre de gösterilen adreste tebligat yapılamayan hallerde tebligatı çıkaran mercii tarafından memurların ve diğer meslek ve sanat erbabının adresleri mensup oldukları teşkilattan, avukatlarınki barodan veya Adalet Bakanlığı'ndan sorulmalıdır. Belirtilen Yasa ve Tüzük hükümleri tebligatın muhatabı olan bir kısım kimseler açısından TK'nun 35. maddesine nazaran özel bir düzenleme getirmiş olduğundan sözü edilen özel düzenlemeye riayet edilmeden avukatın daha önce tebligat yapılan adresine sonradan tebliğ yapılamadığı durumlarda Tebligat Tüzüğünün 13/2 maddesi gereğince adres araştırması yapılmadan TK'nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ dahi geçerli bir tebliğ niteliğinde değildir.
Somut olayda, Yargıtay bozma ilamı davacı vekiline 4.8.2008 tarihinde tebliğ edilmiş ve aynı adrese gönderilen duruşma gününün tebliğine ilişkin evrak ise davacı vekilinin adreste tanınmadığından bahisle 23.12.2008 tarihinde iade edilmiş ve bu tebliğin sağlanması yönünde mahkemece bir girişimde bulunulmamıştır. Buna rağmen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin son karar da yine aynı adrese tebliğe çıkartılmış ve bu kez davacı avukatına tebligat yapılmıştır.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça mahkemeler veznesine yatırıldığı anlaşılan posta giderinin bakiyesinin bulunup bulunmadığı da tespit edilerek bozma ilamı sonrası tensiben belirlenen yeni duruşma günün davacı vekiline tebliğinin yukarda açıklanan Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca usulüne uygun bir şekilde yapılmasının sağlanmadığı durumda davanın takipsiz bırakılması şartı gerçekleşmeyeceğinden yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına bozulmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 13.6.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy