(818 S. K. m. 47) (556 S. KHK m. 61)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 23.6.2009 tarih ve 2009/36-2009/96 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erhan Köse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye'de ilk defa çuval ile un satışı yapıldığı sırada kiloluk poşetlerde kendi markası olan Sinangil Unları Çift Koç ibaresi ile un satışlarına öncülük ettiğini ve markanın tanınmış marka halinde olduğunu, bu kapsamda dava dışı bir şirketçe süme unları çift kupa markası aleyhine açılan davada davacının refi ve men'ine karar verildiğini, davacının seri oluşturan markalarına davalının da sızma yoluyla tecavüz eylemleri gerçekleştirdiğini, bu konuda taraflar arasında İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2001/24 Esasına kayıtlı derdest dava bulunduğunu, mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararından sonra davalının tedbir kararını dolanmak amacıyla sadece ambalajda renk değişikliğine gitmek suretiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemini sürdürdüğünü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eyleminin kötü niyet taşıdığını ileri sürerek, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine, ambalajlara ve el konularak imhasına, haksız rekabet sebebiyle 10.000 YTL, markaya tecavüz sebebiyle 10.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davaya konu ambalajların 1.2.2003 tarihinde üretildiğini, ancak, hiç bir zaman böyle bir ambalajla piyasaya ürün sunulmadığını, ambalaj üzerindeki tarih ile dava tarihi arasında 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasında İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülen derdest dava bulunduğunu, tarafların ve vakıaların aynı olduğunu bu sebeple eldeki davanın derdestlik sebebiyle reddi, bu olmazsa birleştirilerek görüşülmesi gerektiğini, müvekkilinin ürünlerinde kendi tanınmış markalarını kullandığını, ambalajlarda kullanılan renklerin de benzemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, davalının eyleminin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle, 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, diğer talepler yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf, davalının kullandığı ambalajın tescilli markaları ile iltibas oluşturacak şekilde kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğundan bahisle, her iki eylemden ötürü ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece davalının eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle, 5.000 TL marka hakkına tecavüzden, 5.000 TL'da haksız rekabetten dolayı manevi tazminata hükmedilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmemiştir.
Davalı tarafın temyizi üzerine verilen Dairemiz bozma ilamında ise tek eylem sonucu birden fazla hukuki ihlal oluştuğunda ayrı ayrı manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu, tek bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş, davacı vekili de bozma ilamı sonrası yazılı beyanında, marka hakkına tecavüzden dolayı 10.000 TL manevi tazminat istediklerini beyan etmiştir.
Ancak, mahkemece bozma ilamı öncesi verilen karar da, davalı aleyhine marka hakkına tecavüzden dolayı 5.000 TL, haksız rekabetten dolayı 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, anılan karar davalı vekili tarafından temyiz edilip, adı geçen taraf yararına bozulduğuna ve bozma ilamına da uyulduğuna göre, artık davalı lehine kazanılmış hak doğmuştur. Ayrıca manevi tazminat istemi kısmi davaya konu edilemeyeceği gibi bozmadan sonra ıslah yapılması da mümkün değildir. Bu itibarla, yukarda yapılan açıklamalar nazara alınarak, bozma ilamı doğrultusunda bir karar vermek gerekirken, davalı yararına usulü kazanılmış hak doğmadığından bahisle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 13.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy