(1086 S. K. m. 275, 283, 284, 286)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.07.2009 tarih ve 2007/482-2009/374 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkiline ve dava dışı firmaya gönderdiği ihtarnamelerin haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti, önlenmesini ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin haklarını korumak için ihtarname göndermesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
HUMK'nun 275. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği durumlarda bilirkişilerin oy ve görüşünün alınması gerekir.
Somut olayda mahkemece de, dava konusu uyuşmazlığın çözümünde hakim tarafından bilinemeyen özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir halin varlığı kabul edilerek HUMK'nun 275. maddesine uygun olarak uzman bilirkişiden rapor alınmış, daha sonra bu rapora itibar edilmeyerek karar verilmiştir. Oysa, HUMK'nun 286. maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK 283. md.) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HUMK 284. md.) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez.
Bu durumda mahkemece, konunun teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek bilirkişi incelemesine gidildiğine göre, alınan rapora vaki itirazlarda değerlendirilerek gerekirse yeniden bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı-karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy