(6762 S. K. m. 393)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.6.2009 tarih ve 2008/50 - 2009/335 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup davaya konu meblağ 14.200 TL'nın altında bulunduğundan H.U.M.K.nun 3156 Sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife ait hisseyi devir yoluyla almış olmasına rağmen ortaklık kaydının yapılmaması sebebiyle açtığı dava sonucu ortak olduğunun tespitine karar verildiğini, ortaklığın tespitine yönelik davanın devamı süresince akçeli yükümlülüklerini yerine getirmesi engellenmiş olan müvekkilinin bu tespit kararı kesinleştikten sonra geçmişe dönük olarak aidatlardan gecikme faiziyle birlikte sorumlu tutulmasının yasal olmadığını ileri sürerek, 24.10.2007 tarihli ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının borçlarını ödemesi için çıkartılan ihtarlara riayet etmediğini, ihraç kararının yasal olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,davacının geriye dönük olarak aidatları faizsiz olarak ödemek istemesinin eşitlik kuralıyla bağdaşmayacağı, dava süresince aidatların kooperatif tarafından kabul edilmediği iddiasını ileri süren davacının tevdi mahalli tayini suretiyle aidatları ödemesinin mümkün olduğu halde bu yasal imkanı da kullanmadığı, bu sebeple faizli tutar üzerinden davacı ortağın akçalı yükümlülüklerini yerine getirmesi için çıkartılan ihtarların ve ihracına dair kararın usule uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, ortaklıktan ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Davaya konu ihraç kararı davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından alınmıştır.
Davalı kooperatife ait ana sözleşmenin 14. maddesinde ortaklıktan çıkarmanın yönetim kurulu kararıyla alınabileceği düzenlenmiştir. Ana sözleşmenin 45. maddesinde yönetim kurulu toplantısının en az yarıdan fazla üyenin katılmasıyla yapılacağı ve kararların toplantıda bulunanların çoğunluğuyla verileceği belirtilmiştir.
Davalı kooperatif yönetim kurulu 3 üyeden oluşmaktadır. Bu durumda anasözleşme hükmüne göre yönetim kurulu toplantısının 3 üyenin de katılımıyla yapılması, kararların ise toplantıda bulunanların çoğunluğuyla verilmesi gerekmektedir. Somut olayda ise ihraç kararının alındığı 24.10.2007 tarihli yönetim kurulu toplantısının 2 üyenin katılımıyla yapıldığı, kararın da bu şekilde alındığı anlaşılmıştır. Buna göre, yönetim kurulunun anasözleşmenin öngördüğü toplantı yeter sayısıyla toplanmadığı anlaşıldığından alınan karar geçerli bulunmamaktadır. Davacı hakkındaki ihraç kararının geçerli bir şekilde alınmadığı anlaşıldığından ihraç kararının yerinde olup olmadığı hususu incelenmeden ihraç kararının bu sebeple geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken mahkemece bu husus gözönüne alınmaksızın ihraç işleminin esasına girilerek yapılan yargılama sonunda verilen ihraç kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy