(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.11.2008 tarih ve 2008/68 - 2008/251 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline taşıma rizikolarına karşı sigortalanan emtianın bulunduğu araca davalıların sürücü ve maliki bulunduğu aracın çarpması sonucu sigortalı emtianın hasarlandığını ve müvekkili tarafından hasar bedeli olan 16.138 YTL'nin sigortalısına ödendiğini, davalılar tarafından 5.000,00 YTL, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısından ise 1.000,00 YTL ödeme yapıldığını ileri sürerek, 7.000,00 YTL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalılar tarafından 5.000,00 YTL ödenmesi sebebiyle davacının tüm alacak sebebiyle davalıları ibra ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, yapılan 5.000,00 YTL ödeme sonucu davalıların ibra edildikleri gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, 27.11.2007 tarihli ibraname/makbuz belgesi altında L... A.Ş. tarafından düzenlenen trafik sigorta poliçesi teminatından 8.000,00 YTL talep edilmiştir. İş bu ibra L... A.Ş. tarafından ödeme yapılmaz ise ödenmeyen kısım için geçerli değildir. kaydı mevcut olup, bu şerhin ibra belgesi düzenlendikten sonra davacı tarafından yazıldığı davalılar tarafından savunulmadığı gibi bu şerhin olmadığı ibra belgesi de davalılar tarafından ibraz edilmemiştir. Bu itibarla, ibraname, içerdiği miktar kadar makbuz hükmünde olup, bakiye alacağı söndürmesi mümkün değildir.
Bu durumda, mahkemece, davacının bakiye isteminin esasına girilmesi, gerçek zarar miktarının uzman bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi ve oluşacak sonucuna göre varsa, bakiye alacak hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 22.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy