(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.05.2009 tarih ve 2006/1049-2009/1072 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı A.E.'dan mevcut olan alacağına karşılık davalı bankanın verdiği çek karnesinden keşide edilen 1.400 Euro ve 2.000 TL bedelli iki çek aldığını, ibraz edilen çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle dava dışı A.E. aleyhine icra takibi yapıldığını, ceza yargılamasında da eylemi gerçekleştirenin gerçek A.E. kimlik bilgilerini temin ederek çek hesabı açtıran üçüncü bir kişi olduğu gerekçesiyle beraat kararı verildiğini, davalı bankanın sorumluluk kaidelerine aykırı davranarak hayali bir kişi adına çek karnesi verdiğini ileri sürerek, 1.400 Euro ve 2.000 TL'nın keşide tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili bankanın ikametgahının İstanbul olması nedeniyle yetki itirazında bulunduklarını, zamanaşımının dolduğunu, bankanın çek hesabını açarken yasal yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının keşidecisi ve varsa müracaat borçluları hakkında araştırma yapmadan çeki kabul etmesinin kusurlu bir davranış olduğunu, zararın öncelikle faillerden tahsil etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, keşideci A.E.'un yargılandığı ceza davasında çeklerdeki imzanın sanığın el ürünü olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, davalı bankanın A.E. sahte kimliğini kullanan kişiye hesap açarak çek karnesi teslim ettiği, yeterli araştırma yapmadan veya bu hususta gerekli özeni göstermeden çek karnesi verdiğinden oluşacak zararı karşılaması gerektiği, davacının müterafik kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, icra dosyasındaki ödemenin kararın infazı aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Bankanın, sahte kimlik kullanan kişiye hesap açarak çek karnesi vermek suretiyle gerekli basiret ve itinayı göstermediğinden birinci derecede ve daha ağır bir biçimde kusurludur. Ancak, çek hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Bu sebeple, hamil olayda en azından müterafik kusurlu kabul edilip, tarafların buna göre belirlenecek kusur oranları çerçevesinde karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy