(818 S. K. m. 42, 43, 105)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince yerilen 28.09.2009 tarih ve 2006/387-2009/730 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dedesi Orhan T. tarafından ...... Bankası Koşuyolu şubesine 04.02.1977 tarihinde müvekkili adına 500 TL para yatırıldığını ve 18 yaşma kadar çekilemez kaydı bulunduğunu, dedesinin vefatından sonra 2003 yılında müvekkilinin bankaya müracaat ettiğini, banka tarafından hesaba rastlanılmamıştır şeklinde cevap verildiğini, müvekkilinin Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2004/465 esas sayılı alacak davasında, davalının parayı hiçbir yere devretmediği, kendi bünyesinde bulundurduğu, banka cüzdanının ispat belgesi olduğu, bankaca mudiye haber veren hiçbir işlem yapılmadığı gerekçesiyle kusurlu olarak nitelendirildiğini ve sadece 500 TL'nin hüküm altına alındığını, bu davada bilirkişinin vadesiz mevduata göre hesaplama yaptığını, hesaplamaların satın alma değeri üzerinden bankalararası en yüksek faiz oranlarına göre belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek 1.000 TL munzam zarar ile haksız fiilin başladığı 25.09.2003 tarihinden itibaren en yüksek banka faizi ile birlikte ve 1.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dedesi tarafından 27 yıl önce açılan bir hesaba ilişkin açılan alacak davasında 500 TL alacaklı olduğuna karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacının müvekkili banka hesabında 500 TL'sinin bulunduğunu ve davacının talep edebileceği başka bir meblağ bulunmadığını, hesabın uzunca bir süre izlenmemesi ve işlem yapılmamış olması nedeniyle davacının ağır kusurlu olduğunu, munzam zararın şartlarının oluşmadığını, 1.000 TL munzam zarar bedelinin nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı vekili duruşmada maddi zararının dava tarihi itibari ile 8.000 TL olduğunu beyan ettiğinden, kısmi dava olarak açılan davanın mahkemenin görev sınırları içerisinde kaldığı kabul edilerek yargılamaya devam edilmiş olup, davacının Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2004/465 esas sayılı dosyada açtığı alacak davasında 05.06.2006 tarihli ilamına istinaden davalı bankanın ağır kusurlu bulanarak 500 TL asıl alacağın davanın açıldığı 12.04.2004 tarihinden itibaren % 48 ve sonrasında değişen oranlarda avans faiziyle tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay'ca onanarak kesinleştiği, bilirkişi incelemesine göre davacının munzam zarar istemi ile ilgili olarak 06.05.2009 tarihli ek bilirkişi raporunun iki seçenekli düzenlendiği, birinci seçenekte Şubat 1977'de 500 TL'nin dava tarihindeki satın alma değerinin 43,66 TL olarak hesaplandığı, ikinci seçenekte ise hesap açılışı tarihi ile dava tarihi arasında geçerli en yüksek bir yıl vadeli mevduat faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı takdirde 640 TL munzam zarar hesaplandığı, dava tarihindeki satın alma değerinin nazara alınması gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne, 46.33 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, şartlan oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, B.K.'nın 105/1. maddesine dayanılarak açılmış olup, alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan munzam zararın tahsiline ilişkindir.
Davacının davalı banka aleyhine açtığı alacak davası sonucunda, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.06.2006 tarih, 2004/465 esas, 2006/358 karar sayılı ilamıyla 500.00 TL asıl alacağın davanın açıldığı 12.04.2004 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Alacaklının alacağını geç alması nedeniyle bundan oluşan zararını BK'nın 105. maddesi hükmü kapsamında talep etmesi mümkündür. Buna göre, ayrıca ve daha yükseği kanıtlanamadıkça, veyahut tahsil edilecek paranın sarfedileceği amaç ve yer açıkça belli olmadıkça veya somut olarak zararın ispat edilememesi hallerinde mahkemece munzam zararın tespit edilebilmesi için yapılacak iş şu olmalıdır. Borçlunun temerrüde düştüğü tarihten veya somut olayda olduğu gibi paranın tahsil edilememesi nedeniyle dava tarihine kadar tahsil ettiği (ve varsa tahsil etmekten imtina ettiği) faiz alacağı bulunup, ardından her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu (TEFE-TÜFE oranları), bir yıllık vadeli mevduat ve Devlet Tahvilleri'ne verilen faiz oranlan, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarının yukarıda değinilen unsurlar toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmesi gerekirse somut olayın özellikle dikkate alınarak bulunacak miktarın BK'nun 42-43 üncü maddeleri çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye tabi tutulması, bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının tahsil ettiği (veya etmesi gereken) faiz alacağı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, anılan ilkelere aykırı olarak ve değerlendirme, karşılaştırma ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının RFDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy