(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.06.2009 tarih ve 2007/212 - 2009/509 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200,00.-TL'nın altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 Sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar veri-lerek dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı sigorta şirketinin sigortalısı S......Tur. Tic. Ltd. Şti.'ye ait..........Hamamında meydana gelen patlama sonucunda müvekkili tarafından sigortalısı M......A.Ş.'nin Oto-Dışı Endüstriyel Tehlikeli Maddeler Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında davalı sigorta şirketine 14.171.-TL ödendiğini, söz konusu patlama ile ilgili olarak İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan tazminat davasında yapılan yargılama neticesinde hasarın davalının sigortalısı S......Tur. Tic. Ltd. Şti.'nin tedbirsiz davranması ve bakımların yetkili servis tarafından yapılmaması sonucu meydana geldiği ve % 100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kararın kesinleştiğini, dolayısıyla davalının sigortalısının sorumlu olduğu zarar nedeniyle ödenen tazminatla davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 14.171.-TL'nın 26.09.2005 tarihinden itibaren avans faizi ile istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının poliçe şartları gereğince kusursuz sorumluluk ilkesine dayalı sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle ödediği tazminatı geri isteyemeyeceğini, patlama ile ilgili olarak Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından yaptırılan tespitte kazanın yakma ünitesinde sıkışan yanmamış yakıtın aniden patlamasıyla gaz patlaması meydana geldiğinin tespit edildiğini, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davada müvekkili şirketin taraf olmadığını, bu nedenle kararın müvekkili açısından bağlayıcılığının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında alınan 2. ve 3. bilirkişi kurulu raporları ve kesinleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile zarara sebep olan patlamaya davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan dava dışı S......Turizm Ltd. Şti.'nin % 100 oranında kusurlu davranışının neden olduğunun belirlendiği, davacının davalıya Endüstriyel Tehlikeli Maddeler Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında ödeme yaptığı, anılan sigorta genel şartlarının 10. maddesinde sigortacının ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçeceği, dolayısıyla sigortalının rücu hakkına davacı sigorta şirketinin halef olduğu, davacının S.....Turizm Ltd. Şti.'nin sigortacısı olan davalıya patlamanın asıl sorumlusunun sigortalı şirket olduğunu bilmeden ödeme yaptığı, davacının sebepsiz zenginleşmeye yol açan patlamadaki sorumlu şirketin davalının sigortalısı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 14.171.-TL'nın ödeme tarihi olan 26.09.2005 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anabayii tarafından davacıya yaptırılan Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk Sigortası nedeniyle sigortacının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Davacı, davalı şirketin sigortalısının tam kusurlu olduğunu ileri sürerek, davalıya ödediği tazminatın istirdadını istemiştir. Davalı ise davacının kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. Bu tür sigorta kapsamında olan maddelerin doğrudan doğruya neden oldukları olaylar sebebiyle verilen zararların, bu zarara neden olan gerçek veya tüzel kişilerin kusurları olsun veya olmasın sigorta kapsamında olduğu kabul edilerek riziko kav-ramı geniş tutulmuştur. Ancak, olaya kasten neden olan kişilerin kayıp ve hasarlarının teminat dışı olduğu kabul edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davalının sigortalısının kasıtlı hareketiyle zarara sebebiyet vermediği anlaşılmakla, rizikonun teminat kasanımda olduğu, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerekir iken davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy