(2004 S. K. m. 149) (4721 S. K. m. 887) (7201 S. K. m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.5.2009 tarih ve 2003/291-2009/196 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. T. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin acentesi olan davalı şirket ile acentenin borçları lehine müvekkiline ipotek veren diğer davalının, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı takibe itirazlarının haksız olduğunu, müvekkiline intikal ettirilmeyen poliçe primlerinin ihtarnameye rağmen ödenmediğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ile davalı acente arasında sözleşme yapmaya ve pirim tahsiline yetkili sigorta acentelik sözleşmesi yapıldığı, acente tarafından tahsil edilen primlerin ödenmemesi sebebiyle davacı yanca ihtar gönderilerek takip başlatıldığı, davalı acentenin 17.186,71 TL prim borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle itirazın iptaline ve takibin devamına, icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesine dayalı prim alacağının tahsili amacıyla İ.İ.K.nun 148 inci ve 149/b maddeleri uyarınca yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalılardan A. E., borçtan şahsen sorumlu olmayıp, muaccel hale gelmiş bir alacak için değil, acente borçlarının teminatı olarak ipotek verdiğinden davacı alacaklının icrada çıkardığı ödeme emrinin kendisine karşı geçerli olabilmesi için, borçlu ile beraber kendisine de, icra takibinden önce ödeme isteminin tebliği zorunlu bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla, asıl borçlu ile beraber borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotekli taşınmaz malikine ihbar yapılmadıkça, ipotek borçlusu bakımından borç muaccel hale gelemez. Muaccel hale gelmemiş bir borç içinde icra takibi yapılamayacaktır. Bu husus, takip koşuludur. Zira İ.İ.K.nun 149/b madde hükmünde de alacağın muaccel olması aranmıştır. Asıl borçlu şirkete ve ipotek verene Türk Medeni Kanunu'nun 887 nci madde hükmünce, bir muacceliyet ihbarı keşidesine ilişkin ihtarname gönderilmiş ise de ihtarname asıl borçlu ve ipotek verene tebliğ edilmemiş, 7201 Sayılı Kanunun 35. maddesine göre yapılmış bir tebligat da bulunmamaktadır. Dava ve takip şartı olan bu eksiklik sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy