(1086 S. K. m. 438) (6762 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi'nce verilen 14.10.2009 tarih ve 2008/671 - 2009/424 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup davaya konu meblağ 14.200,00 TL'nın altında bulunduğundan H.U.M.K.nun 3156 Sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi Erhan Köse tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankada bulunan hesabından 2.200 EURO paranın TL'na çevrildiğini ve iki ayrı işlemle toplam 3.999 TL'nın internet vasıtasıyla başka hesaba havale edildiğini, davalı bankanın internet vasıtasıyla yapılan işlemlerde müşterilerin haklarını koruyucu tedbir almaması sebebiyle zarara uğradığını ileri sürerek, 2.200 EURO'nun yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmede güvenlik hususunda davacının uyarıldığını, söz konusu havale işleminden dolayı sorumlu olmadıklarını, davacının kusurlu hareketi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait banka hesabından iki ayrı işlemle başka hesaba havale yapıldığı, davalı bankanın kusuru olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davalı banka aleyhine açılan dava niteliği itibariyle T.T.K.nun 4. maddesine göre mutlak ticari davalardandır. Davanın mahiyetine göre tüketici mahkemesinde görülmesi de mümkün değildir. Görev hususu re'sen ve davanın her aşamasında incelenmesi gereken hususlardan olduğundan, mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken, esası hakkında hüküm tesis etmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre de davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, 20.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy