(2004 S. K. m. 50, 67) (1086 S. K. m. 9, 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2006/11 - 2008/302 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının aidat borçlarını ödememesi üzerine başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı kooperatifin kurucu üyesi olup, davacıya ait 35 adet inşaatın yapımını üstlendiğini, kooperatifin müvekkilinin sözleşmesini haksız olarak fesh ederken kesin hakedişten 18.815.959.479.-TL alacağını ödemediğini, Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile kesin hakediş ve sözleşmenin haksız feshinden dolayı müvekkili alacağının 8.635.600.800.-TL olarak karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiş; karşılık davada ise, müvekkilinin davacı kooperatife olan gerçek borcunun tespitini ve tespit edilecek borcun müvekkilinin kooperatiften olan alacağından mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, alacak miktarı likit olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine; davalı karşılık/davacının karşı davasındaki mahsup talebinin borç miktarı ve alacak miktarı konusu belirsiz olduğundan, mahsup talebinin ve karşılık davanın reddine karar verilmiştir.
Karan, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, aidat alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali, karşılık dava ise gerçek borcun tespiti ile kooperatiften olan alacağının aidat borcuna mahsubu istemine ilişkin olup, İİK'nun 50'nci maddesi, icra dairelerinin yetki meselesini hükme bağlamıştır. HUMK'nun 9 ve devamı maddelerindeki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde de aynen uygulanır, itirazın iptali davasına bakılabilmesi için, öncelikle her yönüyle geçerli bir icra takibinin bulunması gereklidir.
Somut olaya gelince, davacı kooperatifin dosya arasında bulunan anasözleşmesi ve diğer belgelerden merkezinin Uzunköprü ilçesi olduğu anlaşılmakta olup, icra takibi Uzunköprü İcra Dairesi'nde başlatılmasına rağmen, borçlu ortağın icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itiraz üzerine icra takip dosyası Bakırköy İcra Dairesi'ne gönderilmiş, davalının itirazı üzerine takip durmuş, itirazın iptali davası karan temyiz edilen Bakırköy Asliye 8. Hukuk Mahkemesi'nde açılmıştır.
Oysa, İcra ve İflas Kanunu'nun 50. maddesi ile HUMK'nun 17'nci maddesine göre, kooperatif ile üyeleri arasında açılacak dava ve takiplerde kooperatif merkezi mahkemesi ve icra dairelerinin yetkili olduğu kuşkusuz olup, anılan yetki kuralı kamu düzenine ilişkin, kesin bir yetki kuralıdır. Mahkemece, re'sen dikkate alınmalıdır. O halde, mahkemece, yetkili icra dairesi aracılığı ile yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından başka bir deyişle icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığı gözetilip davacının davasının sırf bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın bozulmasına, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 21.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy