(4077 S. K. m. 3) (6762 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Tüketici Mahkemesi'nce verilen 28.11.2008 tarih ve 2007/333 - 2008/675 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalıya Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 21.01.2007 günü Yapı Kredi Bankasına ait ATM'den para çekmek isterken, makinenin kartını geri vermediğini, hemen 444 0 444 numarayı aradığını ve müşteri temsilcisi aracılığıyla kartını iptal ettiğini ve oradan ayrıldığını ancak daha sonra yaptığı kontrolde kartının iptal edilmediğini, ertesi gün bankaya gittiğinde kredi kartından 12.600 YTL'nın başka hesaplara havale edildiğini, olay yerindeki bankamatiğe polis memuruyla gidildiğinde 444'lü numaranı orada olmadığını, bunun dolandırıcılar tarafından oraya konulduğunu, bu durumda müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, bu zararın bankanın yetersiz güvenlik sisteminden kaynaklandığını ileri sürerek 12.732 YTL'nın yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, kredi kartından kaynaklanan işlemlere ilişkin bu davalarda görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğunu, bu davanın bankaya değil dolandırıcılık fiilini işleyen kimselere karşı açılması gerektiğini, davacının hesabından yapılan işlemlerin, davacıya ait kartla ve doğru şifre ile yapıldığını, bu nedenle bankaya sorumluluk yüklenemeyeceğini ileri sürerek görev, husumet ve esas yönden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarına göre, davacının kartı sıkışınca ATM içindeki telefonu aramasının olağan ve normal bir davranış olduğu, davalı bankanın kötü niyetli kişilerin müşterilerine zarar vermelerini önleyici güvenlik tertibatını almakla yükümlü bulunduğu, olayda davacıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanun'la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/e maddesinde tüketicinin Mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yaralanan gerçek ya da tüzel kişiyi, 3 (h) bendinde tüketici işleminin mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemin ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birinin oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, davacının internet şifresi kullanarak hesabından para çekildiğinin iddia edilmiş olmasına ve bu işlemin TTK'nun 4. maddesi gereğince ticari iş niteliği bulunmasına göre, 4077 sayılı yasa kapsamında kalan tüketiciden ve bir tüketici işleminden söz etme imkanı bulunmaması nedeniyle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru bulunmadığından mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı banka vekilinin esasa yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle 1 nolu bentte davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy