(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.03.2008 tarih ve 2005/555-2008/101 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, S.S.Altmışaltılılar Konut Yapı Kooperatifinin müvekkili Birlik'e borçlu olmasına ve bu konuda ihtarlarda bulunulmasına rağmen anılan kooperatifin sicilden terkin edilmiş olduğunu ileri sürerek, öncelikle anılan kooperatifin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası ile müvekkili Birlik'in 11.200,00 YTL tazminat alacağının ve 3.280,08 YTL alacağının faizleriyle birlikte kooperatiften tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şahıslar vekili, kooperatifin tasfiyesinin yasaya uygun olarak yapılmış olduğunu, bu nedenle ihyasının mümkün bulunmadığını, davacının alacak isteminin zamanaşımına uğramış olduğunu ve kooperatifin davacıya borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı sicil memurluğu davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kooperatif tüzel kişiliğine karşı açılmış bir dava olmadığından davacının alacağa yönelik isteminin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, ihyaya yönelik istemin ise ihyanın dayanağını teşkil eden asıl alacağın tahsiline ilişkin usulünce açılmış bir alacak davası bulunmadığından davacının bu isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, S.S.Altmışaltılılar Konut Yapı Kooperatifinin ihyası ile alacak istemlerine ilişkindir. Anılan kooperatif davadan önce sicilden terkin edilmiş olduğundan davacı hem kooperatifin ticaret siciline yeniden kaydının yapılarak ihyasına hem de kooperatiften olan alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiş, bu amaçla sicilden terkin edilen kooperatifin tasfiye kurulu üyelerine ve ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltmek suretiyle iş bu davayı açmıştır.
Davacının sicilden kaydı silinmek suretiyle tüzel kişiliği sona ermiş bulunan kooperatife karşı ileri sürdüğü alacak isteminin dava tarihi itibariyle kooperatifin tüzel kişiliği bulunmadığından bu davanın aynı anda ihyaya ilişkin dava ile birlikte yürütülerek sonuçlandırılması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, davada tasfiye kurulu üyelerine husumet yöneltilmiş olmasına göre alacak davasının ihyaya ilişkin davadan ayrılmasına karar verilerek ayrı ayrı esaslara kaydedilmesi ve öncelikle tasfiye kurulu üyeleri ve ticaret sicil memurluğunun tarafı olduğu ihyaya ilişkin davanın sonuçlandırılması, ihyaya ilişkin davada kooperatifin ihyasına karar verilmesi halinde bu kez tasfiye kurulu üyelerine karşı açılmış davanın kooperatife karşı açıldığının kabulü ile alacak davasına kooperatif hakkında devam edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler üzerinde durulmadan ve açıklanan hususlar yerine getirilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy