(6762 S. K. m. 4, 1114)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.12.2007 tarih ve 2005/1128-2007/1347 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davadışı sigortalı Federal Power Corporation adına nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan emtianın G.Kore'den İstanbul'a deniz yoluyla taşınması sırasında hasarlandığını, sigortalının zararının müvekkilince tazmin edildiğini ileri sürerek, 2.376 USD'nin 12.10.2004 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı taşıyıcıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşınan emtianın tahliyesi ile sınırlı olmak üzere ve acente sıfatıyla hareket ettiğini, taşıma işini ifa etmediğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, öte yandan alıcı tarafından yasal süresinde hasar ihbarı yapılmadığını, TTK'nun 1114. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerektiğini, ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının taşımasını üstlendiği emtianın tam ve sağlam olarak teslim edilmemesinden dolayı sorumlu olduğu kabul olunmak suretiyle davanın kabulüne, 2.376 Euro karşılığı 3.411 TL'nın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen zararın rücuen tazminine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 28.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5136 Sayılı Kanun ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine eklenen son fıkrada "iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığı'nca, bu kanunun dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere denizcilik ihtisas mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir." hükmü yer almaktadır. Değinilen yasa ile ihdas edilen bu düzenleme doğrultusunda 19.07.2004 tarihli "olur" ile İstanbul'da kurulan Denizcilik İhtisas Mahkemesi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile faaliyete geçirilmiş olup, yargı alanı İstanbul ili mülki sınırlan olarak belirlenmiştir.
Somut uyuşmaz bakımından, davanın, 6762 sayılı TTK'nun "Deniz Ticareti" başlıklı 4. kitabındaki hükümler göz önüne alınarak değerlendirilmesi ve çözümü Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin görevine girmektedir. Belirtilen yasal düzenleme nedeniyle dava değerinin söz konusu görev hükmüne bir etkisi bulunmamaktadır. Görev hususu yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde tutulacağından mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek kabulüne hükmedilmiş olması doğru olmamış, bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2010 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy