(CMR m. 17) (6762 S. K. m. 1292)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 02.04.2008 tarih ve 2006/851 - 2008/177 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2011 gününde davacı avukatı E. Y. gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukattan dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin CMR taşıyıcı sorumluluk sigortacısı olduğunu, müvekkili tarafından Türkiye-Fransa taşıması üstlenilen konfeksiyon emtiasının bulunduğu iki adet TIR ve dorsenin Milano yakınlarında silahlı kişilerce gasp edildiğini, emtia sahibi başka şirketlerce müvekkili aleyhine Türkiye'de açılan davaların, gasp olayının CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesi uyarınca taşıyıcının sorumluluğunda bulunmadığı gerekçesiyle reddedilip kesinleştiğini, Fransa'da mukim bir şirketin zararını ödeyen R.......... Alliance Şirketi tarafından Paris Ticaret Mahkemesi'nde bir başka davanın daha açıldığını, müvekkili aleyhine açılan bu davanın müvekkili adına davalı tarafından takip edildiğini, ancak davalının savunma zaafiyeti göstermesi nedeniyle olayın basit bir hırsızlık olduğu ve müvekkilinin sorumlu bulunduğu sonucuna varıldığını, Paris istinaf Mahkemesi'nde de sonucun değişmediği, davalının bu kararın temyizi yoluna dahi başvurmadığı ve müvekkilinin R..........Alliance sigorta şirketine faiziyle birlikte (78.310,33) SDR ödemesine karar verilip kesinleştiğini, bu ödemenin davalı tarafından yapılması taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek, anılan meblağın davalı tarafından ödenmesinin hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayın 27.02.1996 tarihinde meydana geldiğini ve davanın zamanaşımına uğradığını, Paris istinaf Mahkemesi'nce davacının hırsızlık sonucu meydana gelen zarardan sorumlu olduğuna karar verildiğini, bu nedenle poliçe özel şartlarının 5.2, 8.1 ve 10. maddeleri uyarınca hasarın poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını, talebin de fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, verilen kesin mehile rağmen davacı vekilince, müvekkilinin kendisinden talepte bulunan yurt dışı sigorta şirketi olan R.......... Alliance Şirketi'ne ödeme yaptıklarına dair bir belgenin sunulamadığı gibi müvekkiline tazminat ödenmesi yönünde bir talepte bulunulmadığının ve aralarındaki sigorta sözleşmesi nedeniyle bu tazminatın davalı şirketçe ödenmesi gerektiğinin bildirildiği, davacının Paris istinaf Mahkemesi'nce aleyhine hükmedilen tazminatı ödemeden kendi sigorta şirketi olan davalıdan bu bedelin tahsilini talep etmesinde hukuki yararının ve dava açma koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, erken açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı taşıyanın kendisine karşı dava dışı hak sahipleri tarafından Fransa'da açılan davayı, davalı CMR sorumluluk sigortacısına ihbar ettiği halde, davalının davacıyı savunmada basiretsizlik göstermesi nedeniyle davacının tazminat ödemeye mahkum edildiği iddiasına dayalı olarak, anılan tazminatın davalı tarafından ödenmesi gerektiğinin hüküm altına alınması istemine ilişkindir.
Dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden Paris Ticaret Mahkemesi'nin dava konusu olayda son taşıyıcı olan davacının sürücüsünün denetimli bir park alanında durmaması nedeniyle CMR Konvansiyonu'nun 17/2. maddesinden yararlanamayacağına dair 10.06.1998 tarihli kararı aleyhine davacı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Paris İstinaf Mahkemesi'nin 31.01.2001 tarihli kararı ile de davacının (78.310,33) SDR ödemesine mahkum edildiği, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulmadığı anlaşılmaktadır. Yine taraflar arasında düzenlenen CMR nakliyeci sorumluluk sigorta poliçesinde, davacı sigortalıdan haksız tazminat talebinde bulunulduğu taktirde bu talebin sigortacı tarafından reddedileceği ve sigortalı aleyhine dava açılması halinde sigortalının, sigortacının göstereceği bir avukata vekaletname vereceği, dava masrafları ve vekalet ücretinin de sigortacıya ait olacağı kararlaştırılmıştır.
CMR Konvansiyonu ve TTK. sisteminde, taşıyıcı sorumluluk sigortalarında, sigortalı tarafından sigortacıdan talepte bulunulabilmesi için tazminatın ödenmesinin gerekli olup olmadığı konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak rizikonun ihbar yükümlülüğü ile ilgili TTK.'nun 1292. maddesinden yararlanılarak rizikonun gerçekleşme anının tespiti mümkündür. Anılan maddeye göre üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıyı sigortalısının savunmasına yardıma zorunlu tutan sorumluluk sigortalarında sigortalının tebligat üzerine davayı öğrendiği tarihin, sigorta ettirenin üçüncü kişiye vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesini öngören sorumluluk sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini öğrendiği veya dava olmaksızın veya davanın sonucu beklenilmeden zarar gören üçüncü kişiye sigortalı tarafından ödeme yapılmış olması halinde bu ödeme tarihinin riziko tarihi olarak kabulü gerekir. Dolayısıyla hem anılan yasa hükmü hem de dava konusu sigorta sözleşmesinde yer alan ve yukarıda belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi sigortalıya karşı üçüncü şahsın dava açması halinde sigortacıyı sigortalının müdafaasına mecbur tutan sorumluluk sigortalarında, sigortacıdan talepte bulunulabilmesi için sigortalı aleyhine dava açıldığının öğrenilmesi yeterli olup, tazminatın ödenmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının işbu davayı açabilmesi için dava dışı hak sahiplerine ödeme yapmış veya kendisinden talepte bulunulmuş olmasının gerekmediği kabul edilerek işin esasının incelenmesine girişilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00.-TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy