(818 S. K. m. 47) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ordu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.01.2008 gün ve 2005/77-2008/1 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili ile davalılardan A. Sigorta A.Ş. vekili ve A. Turizm San. A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin asıl davada davalıların işleteni, sürücüsü, Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi'ni düzenleyen sigortacısı oldukları, birleşen davada davalının trafik sigortacısı olduğu otobüste yolcu iken sürücü davalı İrfan'ın tam kusuru ile meydana gelen kazada 60 tarih iş ve gücünden kalacak biçimde yaralandığını, hastanede yattığını ve sol ayağından topallayıp koltuk değneği ile yürüdüğünü, ameliyatlar geçirdiğini, tedavisinin bir yıl sürdüğünü, tedavi giderlerini kendisinin karşıladığını ileri sürerek, asıl davada 5.000.00 YTL maddi tazminatın bütün davalılardan ve 25.000,00 YTL manevi tazminat sigortacı hariç sair davalılardan olmak üzere toplam 30.000.00 YTL'nın, birleşen davada 6.000.00 YTL maddi tazminatın 13.11.2002 olay gününden itibaren kanuni faiziyle birlikte tahsilini, ıslah dilekçesi ile 26.692.00 YTL daha maddi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İrfan, asıl davaya yanıt vermemiştir.
Diğer davalılar vekilleri, asıl davanın reddini istemişlerdir.
Davalı sigortacı vekili, birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının 31.299.56 YTL maddi tazminata hak kazandığı, sürücünün kesinleşen ceza ilamında tam kusurlu bulunduğu, manevi tazminatın 2.500,00 YTL olarak takdir edildiği, davacının % 16 oranında meslekte kazanma gücünü yitirdiği gerekçesiyle, manevi tazminatın davalılardan İrfan bakımından kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin bütün davalılar bakımından kısmen kabulüne, sigorta şirketlerinin poliçe limiti ile sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalılar A. Sigorta A.Ş. vekili ve A. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan A. Turizm AŞ. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ait zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarın, mevcut durumda elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 tarihli ve 7/7 s. İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir şekilde göstermelidir.
Somut olayda, 25.000.00 YTL olan manevi tazminat istemine karşılık, 2.500.00 YTL olan manevi tazminata hükmedilmesinin, somut olayın özelliklerine, davacının sakatlık oranına, hastanede yattığı süreye, sonrasındaki tedavi sürecine, olaydan etkileniş derecesine, davalılardan sürücünün matematiksel olarak olmasa da tam kusur oranına ve olay tarihindeki paranın alım gücüne, davacının saptanan ekonomik ve sosyal durumuna uygun düşmediğinin gözetilmesi, davacı yönünden daha ılımlı ve adalete uygun, makul bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, somut olayın özelliklerini yansıtmayan yetersiz gerekçeye dayalı, yazılı manevi tazminat miktarına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, manevi tazminat isteminden davalılardan işleten konumundaki A. Turizm AŞ. de ilke bakımından sorumlu olup, bu davalının aksi yönde bir savunması dahi bulunmadığı gözetilmeden, mahkemece aksi yönde bir gerekçe ve tartışma dahi ortaya konulmadan, üstelik gerekçede ve hüküm fıkrasında bu davalı bakımından manevi tazminat isteminin reddedildiği de belirtilmeden, sair anlatımla bu isteme ait olarak bu davalı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamanın sonuçlandırılması da doğru değildir.
Öte yandan, ıslah dilekçesinde 393.55 YTL faturalı tedavi gideri de bilirkişi raporunda saptanan tazminat miktarına ilave edildiği belirtilerek, toplamı ıslaha konu edilmiş olup, anılan bu tedavi gideri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalılarından A. Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacının yolculuk yaptığı otobüs, bu davalı sigortaya Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Poliçesi ile sigortalı olup, bu davalı bakımından dava, bu poliçeden kaynaklanan sigorta bedeline yönelik alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bu sigorta, can sigortası türlerinden olup, meblağ sigortası olması itibariyle de, ölüm halinde limit kadar olmak üzere maktu; yaralanma halinde ise, yapılan tedavinin giderleri bakımından buna ait limiti geçmemek üzere ve yapılan harcama kadar nispi; sürekli sakatlık halinde ise, sakat kalma oranı ve sakatlığın derecesine göre limitin belirli oranı olmak üzere, sigorta bedelinin ödenmesi gerekeceğinden, bu yönlerin ispatlanması yeterli olup, gerçek zararın hesaplatılmasına girişilmeksizin, tesbit edilecek bu miktarların aynen ödenmesi gerekmektedir.
Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları'nın 6/B maddesinde, işbu poliçe ile temin edilen bir kaza, sigortalının derhal veya kaza gününden itibaren iki sene zarfında daimi surette maluliyetine sebebiyet verdiği takdirde, tıbbi tedavinin sona ermesi ve daimi sakatlığın kesin olarak tespiti sonucunda, daimi sakatlık sigorta bedelinin, maddede belirtilen oranları dahilinde ödenmesi gerektiği, öte yandan daimi sakatlık oranlarının tayininde sigortalının meslek ve sanatının dikkate alınamayacağı öngörülmüştür. Somut olayda, davacının meslekten kazanma gücünü kaybetme oranını tesbit eden Adli Tıp Raporu, davacının sol ayağının kaza sebebiyle uğradığı kısıtlılığa dayalı olarak düzenlenmiştir. Bu rapor esas alınarak, gerçek zarar hesabı yapan bilirkişinin hesapladığı sürekli işgörmezlik tazminatına hükmedilmesi ilke bakımından doğru olmamıştır. Poliçe Genel Şartları'nın 8 inci maddesinde "yukarıdaki cetvelde zikredilmemiş bulunan maluliyetlerin nispeti, daha az vahim olsalar bile, bunların ehemmiyet derecelerine göre ve cetvelde yazılı nispetlere kıyasen tayin olunur" hükmünün de gerektiğinde uygulanması da gözden kaçırılmamalıdır.
Bu durumda, mahkemece, bu açıklamalar çerçevesinde uzman bir doktor ve sigortacı bilirkişinin de bulunduğu bir bilirkişi kuruldan alınacak rapor ile davacının uğradığı kısıtlılığın, sigorta poliçesi genel şartlarındaki karşılığı tesbit ettirilmek ve buna göre hak edebileceği sigorta bedeli belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, poliçenin hukuki sonuçları ve alacağın niteliği gözden kaçırılarak eksik incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, Poliçe Genel Şartları'nın 17/B maddesinde hak sahiplerinin lüzumlu evrakları tevdi etmekle mükellef oldukları düzenlenmiştir. Bu madde hükmü gereğince dava gününde önce bu davalıya usulüne uygun bir ihbar yapıldığı ve temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilemediğinden, temerrüt faizine dava gününden itibaren hükmedilmesi gerekirken, kaza gününden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi de kararın kabul şekli bakımından doğru bulunmamıştır.
Diğer yandan, davalı sigortacı aleyhine dava açılması halinde, dava masrafları ile vekalet ücretlerini ödemekle sigortacı yükümlüdür. Ne var ki, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı bu masrafları, sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemelidir. Davacı yararına hükmedilen maddi tazminat miktarı poliçe limitini aşmış olup, mahkemece, anılan husus dikkate alınmadan, bu davalı sigorta şirketinin yargılama giderinin ve vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın kabul şekli bakımından mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan A. Turizm AŞ. vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin,(3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, sair davalılardan Anadolu Sigorta A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı ve bu davalı sigortacı yararına ayrı ayrı BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden sair davalı ve davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 1.845.00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı A. Turizm San. ve Tic. A.Ş.'den alınmasına, 15.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy