(818 S. K. m. 126)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.10.2008 tarih ve 2006/390 - 2008/415 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan 30.11.1999 tarihli sözleşme ile müvekkilinin davalıya ait tesislerin temizlik ve destek hizmetlerini iki yıl süre ile üstlendiğini ve bu süre içinde yükümlülüklerini tamamen yerine getirmiş olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu işin yerine getirilmesi sırasında çalıştırdığı işçilerin primlerini düzenli olarak SSK'ya ödediğini, ancak primlerde sözleşme tarihinden sonra artış meydana geldiğini, artıştan doğan farkların müvekkili tarafından SSK'ya ödenmesine rağmen davalının bu prim farklarını müvekkiline ödemediğini, sözleşmenin tanziminden sonra prim katsayısının yasa ile artırılmış olması nedeniyle bu durumun müvekkili şirkete sözleşmenin tanzimi sırasında öngörülmesi mümkün olmayan ilave bir külfet getirmiş bulunduğunu, davalının ödenen farklardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla açılan davada istenen 6.000,00 YTL yargılama sırasında yapılan ıslah sonucu 23.251,20 YTL'ye yükseltilerek, bu miktarın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili, davaya konu alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede SSK prim matrahında meydana gelecek artışlara ilişkin herhangi bir düzenleme ve dolayısıyla müvekkilinin bu artışların neden olduğu külfetleri karşılayacağına ilişkin herhangi bir hükmün mevcut olmadığını savunarak, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, bu husus kabul edilmediği takdirde ise esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmenin düzenlenmesinden sonraki dönem için prim katsayılarının yasa ile artırıldığı, bu durumda davacının sözleşmeyi yaparken öngörülmesi mümkün olmayan bir külfete girdiği, sözleşmenin diğer hükümleri incelendiğinde bu durumun öngörülmesi halinde davalının bu farkı da ödeyeceği, bunun sözleşmede kararlaştırabileceği, aksi durumda davacının zarara uğrayacağı, sözleşme ilişkisine hiç girmeyeceği sonucuna varılarak, davanın ıslah istemi de nazara alınarak kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz ermiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile somut olayda dava tarihi itibariyle Borçlar Kanunu'nun 126. maddesinde düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresinin de geçmemiş olmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 125,52 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy