(1086 S. K. m. 428)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.09.2008 tarih ve 2006/275 - 2008/486 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekil, müvekkilinin acentesi olan davalı şirketin tahsil ettiği poliçe primlerini süresinde müvekkiline intikal ettirmemesi nedeniyle acentelik sözleşmesinin feshedildiğini, diğer davalılar gerçek kişilerin de sözleşmenin kefili olduklarını ileri sürerek. 1.344.853,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden B. ve A.'ın kefaletlerinin 250,00 TL ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin ise 1.703.000,00 TL'lik hazine bonosunu rehin olarak vermiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın konusu kalmadığından reddine ilişkin olarak verilen kararın Dairemizce (davalılardan gerçek kişilerin kefaletlerinin 250,00 TL ile sınırlı olduğu ve taraf iddialarının uzman bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiği) gerekçesiyle bozulması sonrasında, bozma kararına uyan yerel mahkemece yeniden yapılan yargılama da, davalılardan şirket tarafından rehin olarak verilen hazine bonolarının nakde çevrilmesi sonucu davaya konu prim borcunun dava tarihinden sonra fazlasıyla tahsil edildiğinden davanın konusunu kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve taraflar yararına vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, acente sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen ilk kararın bozulmasına ilişkin Dairemizin 27.02.2006 tarihli ilamında da belirtildiği üzere davalılardan B. ile A. dava konusu borçtan kefalet limitleri ile sınırlı olarak sorumludurlar. Bunun doğal sonucu olarak da limiti aşan bölüm için mahkemenin kabul şekline göre verilen ret kararı açısından davalılardan şirket ile mümeyyiz davalılar açısından davanın ret gerekçesi farklı olacağından yargılama gideriyle vekalet ücretinin buna göre belirlenmesi gerekecektir.
Ayrıca, dava dilekçesinde dava değeri 1.344.853,00 TL olarak gösterilmiş olup, mahkemenin kabul şekline göre de işbu davada davacının isteyebileceği alacak tutarının 1.037, 248.88 TL olduğu belirtildiği ve dava tarihinden sonra davaya konu edilen alacak ödendiği için davanın konusuz kaldığı belirtildiğine göre mahkemece kurulacak hükmün tüm bu sonuçları gözetecek şekilde kurulması gerekirken, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde ret kararı verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına bozulmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 12.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy