(6762 S. K. m. 4, 1066)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 12. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.10.2008 tarih ve 2007/1342 - 2008/1179 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde sigortalı dava dışı Er-Bakır Elektronik Bakır Mam. A.Ş'ye ait metal bobinlerin davalı firmaya ait Ecem Kalkavan adlı gemi ile Amerika'ya nakli sırasında hasarlandığını, bu durumun varış yerinde konteynırların açılması ile fark edildiğini, hasarlı emtiaların paletleri ile beraber Er-Bakır A.Ş'ye gönderildiğini, 3.420,00YTL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, hasarın davalı firmanın kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasar raporu hazırlanmadan müvekkilinden kaynaklanan hasarın varlığının iddia edilemeyeceğini, konişmentoda öngörülen hasar ihbarının yapılmadığını, yükün müvekkili şirketçe limandan kapalı konteyner içinde alınıp varma limanında kapalı olarak tahliye edildiğini, konişmentodaki Shippers Load Stow and Count kaydı sebebiyle taşıyanın konteynerlerin yüklenmesi, istiflenmesi ve elenmesinden sorumlu olmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın konusunun konteynırlarda taşınan yükteki hasara dayandığı, yük zıya ve hasarlarına dayalı uyuşmazlıklarda yükle ilgilinin TTK'nun 1066. maddesine göre usulüne uygun olarak zıya ve hasar ihbarında bulunup bulunmadığının önem arz ettiği, bu ihbar külfetine uyulmamasının, yükle ilgili ve onun haklarına halef olan sigortacının ispat yükünü ağırlaştırdığı, dosyada hasar ihbarına dair bilgi ve belgeye rastlanmadığı, somut olayda hasar ihbarında bulunulmadığı için davalı taşıyan lehine TTK'nun 1066/3 maddesinde yer alan konişmentoya uygun teslim ve taşıyanın sorumsuzluğu karinesinin aksi ispat edilemediğinden davalı taşıyanın sorumluluğu cihetine gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta sigortalı emtianın davalının sorumluluğundaki gemi ile Türkiye'den ABD'ye taşındığı ve konteyner içinde taşınan metal bobinlerin hasarlandığı iddia edilmiştir. Taşıma deniz yolu ile gerçekleştirilmiştir. Davanın açıklanan niteliğine göre, uyuşmazlığın çözümünde TTK'nun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması zorunludur. Bu durumu değerlendirme görevi de Denizcilik İhtisas Mahkemesine aittir.
6762 sayılı Türk Ticaret Yasası'nın 4. maddesine eklenen fıkrada, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu Yasa'nın Dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulacağı, bu mahkemelerin yargı çevresinin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Anılan yasal düzenleme doğrultusunda Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararıyla da bu tür davalara denizcilik ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde birden fazla ticaret mahkemesi bulunması halinde (1) numaralı ticaret mahkemesinin bakacağı belirlenmiştir. Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatlı ticaret mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki, görev ilişkisidir. Deniz İhtisas Mahkemesi'nin görev alanın tayininde davanın değeri önemli olmayıp, uyuşmazlığın deniz ticaretinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı esas alınacaktır. O halde, somut olayda denizcilik ihtisas mahkemesi sıfatıyla İzmir 1 numaralı Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu dikkate alınıp, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2010 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy