(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 599, 690)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Silifke 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.12.2007 tarih ve 2006/291 - 2007/604 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan İ. Ö. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı ve başkan yardımcısı bulunduğu dava dışı kooperatife olan borcu nedeniyle 13.000,00 TL bedelli bir bono keşide ettiğini, vadesinden önce bono bedelini kooperatif başkanına makbuz karşılığı ödediğini ancak bononun kendisine teslim edilmediğini, daha sonra bononun boş olarak bırakılmış olan alacaklı kısmına kooperatifin yüklenicisi davalılardan müteahhit E. K.'ın kendi ismini yazmak suretiyle davalılardan İ. Ö.'e kötüniyetli olarak ciro ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, bononun ve icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan İ. Ö. vekili, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, bonoyu keşide eden davacının haricen yaptığı ödeme nedeniyle kendisi açısından bononun bedelsiz duruma geldiğinden son hamil olan davalı İ. Ö.'in bono bedelini cirantasından talep etmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının dava konusu bono nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine ve bononun iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan İ. Ö. vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davasıdır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 690. maddesi delaletiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Yasa'nın 599. maddesinde belirtildiği gibi, kambiyo senedinden dolayı kendisine müracaat olunan kimse, keşideci veya önceki hamillerden biri ile kendi arasında doğrudan doğruya mevcut münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Meğer ki, hamil senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun, hamilin kötü niyetli olduğu iddiasının ise umumi mahkemelerde menfi tespit davası şeklinde ileri sürülerek ispatı gerekir.
Somut olayda dosya içeriğinden davaya konu bononun vade tarihinden önce davalılara ciro edildiği ve davalıların kötüniyetli hamil olmadıkları davacı tanıklarının beyanlarıyla anlaşıldığından ve mahkemece de mümeyyiz davalının kötüniyetli olmadığı benimsendiğinden yukarıda açıklanan yasal düzenleme karşısında davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde kabulü yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalılardan İ. Ö. yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan İ. Ö. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy