(6762 S. K. m. 551) (1086 S. K. m. 440)
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %24 hisseli ortağı ve müdürü olduğunu, şirketin diğer ortakları ile anlaşamadığını, dışlandığını, müvekkiline kar payı verilmediğini, şirketteki payını 20 milyar lira bedelle üçüncü bir şahsa devretmesinin kabul edilmediğini, müvekkiline şirket hisselerine karşılık 9.511.000.000.-TL teklif edildiğini, şirkette ortak olarak kalmasının artık mümkün olmadığını ileri sürerek şirketin fesih ve tasfiyesine, olmadığı takdirde TTK’nun 551/2 nci maddesi gereğince müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkmasına, davalı şirketin banka hesapları, malvarlığı, oluşturduğu itibar, müşteri çevresi ve diğer gayri maddi unsurları göz önüne alınarak belirlenecek tasfiye bilançosundan hissesine düşen ortaklık payının davalıdan tahsiline, ortaklık payı alacağına dava tarihinden itibaren %70 faiz yürütülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsilcileri ilk duruşmadaki beyanlarında, davacının şirketten çıkmasına bir diyecekleri olmadığını, bilirkişi marifetiyle hesaplanacak çıkma payını diğer ortaklarla birlikte ödeyeceklerini savunmuşlardır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin 6 ortaklı olup davacının %24 paya sahip olduğu, davalı şirketin davacının ortaklıktan çıkma istemini kabul ettiği, buna göre çıkma konusundaki iradelerin birleştiği, 03.07.2002 tarihli ortaklar kurulu kararında davacının hissesini üçüncü kişiye satma isteminin reddedildiği, davacıya hissesine karşılık 9.511.000.000.-TL teklif edildiği, şirket ana sözleşmesinde çıkma payının hesabı hususunda özel bir düzenleme olmadığından muvakkat tasfiye bilançosunda ayrılmanın gerçekleştiği zamana göre şirketin maddi kıymetlerinin hesaplanması ve davacı hissesine işletmenin manevi değerlerinin de eklenmesi gerektiği, davacının payını dava dışı üçüncü kişiye 20.000 YTL’ye sattığı da dikkate alındığında 09.05.2005 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda çıkma payının 20.000 YTL olduğu kanaatine varıldığı, çıkma istemi kabul edildiğinden şirketin fesih ve tasfiyesine ilişkin istemin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasına, çıkma payı 20.000 YTL’nın dava tarihi olan 18.07.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fesih ve tasfiye isteminin reddine dair verilen kararın davalı şirket vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2007/11184 E,2009/380 K sayılı ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK.nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2-Dava, davacı ortağın TTK’nun 551/2. maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi ve ortaklık payının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Şirketten çıkma kararı inşai nitelikte bir karar olmakla, mahkemece belirlenen davacının ortaklıktan ayrılma payına kararın kesinleşme tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin davacı alacağının dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesi hatalı olduğundan, Dairemizin 2007/11184 E, 2009/380 K sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 2007/11184 E, 2009/380 K sayılı onama kararının kaldırılarak, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 16.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)