(2004 S. K. m. 67)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.5.2007 tarih ve 2005/173-2007/269 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan M. N.'ın müvekkilinin acentesi, diğer davalının ise acentenin borçlarına karşılık müvekkili şirket lehine ipotek verdiğini, davalı acentenin düzenlemiş olduğu poliçeden dolayı borcunun 9.12.2004 tarihi itibariyle 57.513.074.000-TL olduğunu, sözleşmenin feshinden sonra acente borçlarının tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Y. S. vekili, davanın reddini savunmuştur Diğer davalılar, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, itirazın haklı bir nedene dayanmadığını, davalı tarafın delil bildirmediği gibi kesin süreye rağmen bilirkişi giderini de yatırmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle davalılardan itirazının iptaline, takibin devamına 25.000-YTL asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, Acentelik sözleşmesinin feshedilmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu yapılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı şirket tarafından yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte 25.000.000.000-TL.nin ayrıca takip tarihinden itibaren işleyecek, en yüksek avans faizi, icra harç ve masrafları ve vekalet ücretiyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Takibin dayanağını oluşturan ipotek akit tabloları incelendiğinde, üzerine davacı yararına ipotek tesis edilen taşınmazın acentenin borçlarını ödememesi halinde davacı şirketin yazılı talebi ile taşınmazın paraya çevrilmesi istendiğinde, yazı tarihi ile ipoteğin paraya çevrileceği tarih arasında geçen süre için %80 temerrüt faizi ödenmesi koşuluyla 25.000.000.000-TL bedelle ipotek tesis edilmiş olduğu anlaşılmıştır. İpotek akit tablosu içerdiğine göre, takibe konu ipotek, üst sınır (azami meblağ) ipoteği olarak tesis edilmiş olup, bu tür ipotek ilerde vücut bulacak veya vücut bulması muhtemel bir alacağın teminatı olarak tesis edildiği için, bu belirsizliğin ileride getireceği sorunları önlemek amacıyla taşınmazın bu belirsiz borca azami ne miktar için teminat teşkil edeceği, ipotek akit tablosunda geçecek bir limitle belirlenir. Bu sebeple ileride vücut bulacak ana borç ile buna eklenecek faiz, icra takip giderleri yanlarca kararlaştırılan diğer fer'ileri yani ipotekle teminat altına alınan toplam borç miktarının bu tür ipotekte tarafların ipotek tesis edilirken rızaları ile tespit edilen bu limiti aşması mümkün değildir. Buna göre somut olaya dönüldüğünde ipotek akit tablosundaki açıklamalardan ve belirlenen miktardan dolayı davaya konu ipoteğin, bir üst sınır ipoteği (maksimal ipotek) olarak tesis edildiği açıkça anlaşılmakta olup ipotek karşılığı alacak miktarın toplam 25.0000.000.000-TL olduğu bu tutarın dışında takip tarihinden itibaren işleyecek faiz icra masraflarının tahsili talebinin kanuna uygun olmayıp, ipotek borçlusunun sorumluluğunun ipotek limiti ile sınırlı olduğu gözetilmeden, ipotek limitini aşacak şekilde takibin devamına ve takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmek suretiyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın açıklanan bu sebeplerle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 06.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy