(6762 S. K. m. 644, 662, 730)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bulancak Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.03.2008 tarih ve 2007/497 - 2008/205 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı tarafından keşide edilen 04.06.2005 keşide tarihli çeki muhatap bankaya 06.06.2005 tarihinde ibraz ettiğini, davalı tarafça ödeme yasağı konulduğunu, davalı tarafından Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/168 esasına kayden açılan çek iptali davasının reddedildiğini ve kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini ileri sürerek, davalının çek bedelini ödemesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, zamanaşımı definde bulunmuş ve davanın esastan da reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davalı tarafından 04.06.2005 tarihinde keşide edilen 3.000,00 YTL. bedelli çekin davacıya ciro ve teslim edildiği, davalının 06.05.2005 tarihinde açtığı çek iptali davasının Bulancak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14.09.2005 tarihli 2005/168 esas, 2005/270 sayılı reddedildiği, kararın 11. Hukuk Dairesi'nin 21/12/2006 tarih ve 2005/13129 esas, 2006/13756 karar sayılı ilamı ile onandığı, karar düzeltme isteminin aynı Dairenin 08/05/2007 tarihli 2007/3631-7089 sayılı kararı ile reddedildiği, TTK'nun 662. maddesi gereğince borçlu tarafından açılan çek iptali davasının zamanaşımını kestiği, TTK'nun 644. maddesi gereğince keşidecinin, hamilin zararını tazmin ile yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava. TTK'nun 730/4. maddesi delaletiyle çeklerde uygulanması gereken TTK'nun 644. maddesi uyarınca açılmış bulunan sebepsiz iktisap davasıdır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere böyle bir davanın çekin zamanaşımına uğramasından itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinde açılması gerekir. Davacı taraf iş bu davayı anılan sureden sonra açmış olup, keşideci davalının hasımsız olarak açtığı zayi davası ve davacının o davaya müdahil olması da TTK'nun 662. maddesinde öngörülen zamanaşımını kesen nedenlerden değildir. Bu itibarla, mahkemece davalının zamanaşımı definin kabulüyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar vermesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy